(5237 S. K. m. 72, 276) (647 S. K. m. 4) (2004 S. K. m. 336, 352)
Dava: Yedieminlik yükümlülüğüne uymama suçundan sanık A. A.'nın TCY.nın 276/2,647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 175.584.240 TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Zonguldak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.5.2001 gün ve 2001/118-395 sayılı kararının kesinleşmesinden sonra yürürlüğe giren 4949 sayılı Yasanın 93. maddesi ile İcra İflas Yasasına eklenen 336/a.maddesinin sanık yararına hükümler içerdiği ileri sürülüp TCY.nın 2/2, CYY.nın 402. maddeleri uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi isteği üzerine infazın durdurulmasına, mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın İcra Tetkik Mercii Hakimliğine gönderilmesine ilişkin Zonguldak 1.Asliye Ceza Mahkemesince verilip itiraz edilmeksizin kesinleşen 17.10.2003 tarih 2001/118-395 sayılı ek karar aleyhine Adalet Bakanlığının 5.7.2004 tarih ve 30911 sayılı yazılı emrini içeren C. Başsavcılığının 20.7.2004 tarih ve 135092 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Karar: Tebliğnamede Tüm dosya kapsamına göre, sanığın sübut bulan yedieminlik görevini suistimal eylemine TCK.nun 276/2. maddesinde öngörülen cezanın bir seneye kadar hapis ve on liradan yüzelli liraya kadar ağır para cezası olduğu, ancak hükmün kesinleşmesinden sonra 30.7.2003 gün ve 25184 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4949 sayılı, İcra ve İflas Kanununda Değişiklik yapılmasına Dair Kanunun 93. maddesi ile eklenen İİK.nun 336/a.maddesinde yedieminlik görevini suistimal suçunun yeniden düzenlendiği, anılan madde hükmüne göre eyleme iki aydan altı aya kadar hafif hapis cezası öngörüldüğü, bu haliyle yeni düzenlemenin sanık lehine olduğundan bahisle mahkemece evrak üzerinden yapılan inceleme sonucunda görevsizlik kararı verildiği anlaşılmış ise de, TCK.nun 2/2. maddesinde Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşir olunan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise failin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur şeklindeki düzenleme karşısında, yeni kanunun sanık lehine hükümler getirip getirmediğinin ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi bakımından, hem hükmün zat ve mahiyetinde hem de yargılama usulünde değişiklik getirebilecek bir hususta öncelikle incelemenin duruşmalı olarak yapılması gerektiği gözetilmeden, evrak üzerinde karar verilmesinde,
Kabule göre de;
TCK.nun 726. maddesinin halen yürürlükte bulunduğu anılan maddenin 2.fıkrasında bir seneye kadar hapis cezası öngörüldüğü ve alt sınırın gösterilmediği, bu halde TCK.nun 15. maddesi gözetilerek alt sınırın yedi gün hapis cezası olması gerektiği, İİK.na eklenen 336/a. maddesinde ise, alacaklının şikayeti üzerine iki aydan altı aya kadar hafif hapis cezası öngörüldüğü, aynı zamanda eylemin şikayete tabi kılınarak sanık lehine hükümler getirdiği düşünülebilir ise de, failin lehine olan kanunun tespit edilebilmesi için kesinleşmiş mahkumiyetler yönünden her iki kanununda somut olaya uygulanarak infazdaki sonuçlarının belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu, zira yeni düzenlemeye ilişkin TBMM Adalet Komisyonu Raporunda özetle, mevcut uygulamada, yedieminliği suistimal suçundan verilen cezaların tecil edildiği veya paraya çevrildiği bu durumda caydırıcılığın kalmadığı, eylemin İİK'nda düzenlenerek, eyleme verilecek hürriyeti bağlayıcı cezanın İKK.nun 352/b.maddesi gereğince tecil edilmesine, para veya diğer tedbirlere çevrilmesine engel olunmasının amaçlandığı vurgulanmakta olup, yasa koyucunun amacının sanık lehine düzenleme yapmak olmadığı, keza eylemin şikayete tabi bir suç haline dönüştürülmüş olmasının da her zaman sanık lehine sonuç doğurmayacağı gibi, maddi ceza hukuku dışında kalan bir konuda örneğin yargılama usulüne ilişkin bir hususta yapılan değişikliğin tamamlanmış usul işlemlerinde kesinleşmiş mahkumiyet kararları için geçerli olmayacağı, somut olaya baktığımızda, sanık hakkında TCK.nun 276/2. maddesi uyarınca 7 gün hapis ve 142.365.000 TL. ağır para cezasına hükmedilerek, hürriyeti bağlayıcı cezanın 647 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince para cezasına çevrildiği ve TCK.nun 72. maddesine göre de içtimaen 175.584.240 TL. ağır para cezasına hükmedildiği anlaşılmakta olup, yeni getirilen düzenlemede ise İİK.nun 336/a maddesine göre verilen olan 2 aydan 6 aya kadar hafif para cezasının, aynı Kanunun 352/b maddesi gereğince para cezasına veya tedbirlere çevrilmeyeceği gibi tecil edilmesi de mümkün bulunmadığından, önceki hükmün para cezası olması ve kesinleşmiş mahkumiyetler için infaz yönünden lehe bulunması nedeniyle talebin reddi yerine, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesinde, isabet görülmemiştir denilmektedir.
Sonuç: Yargıtay C. Başsavcılığının yazılı emir doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce; incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden, yedieminlik yükümlülüğüne uymama suçundan sanık A. A. hakkında Zonguldak 1.Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 17.10.2003 tarih ve 2001/118-395 sayılı kararın CYY.nın 343. maddesi uyarınca BOZULMASINA, cezanın çektirilmemesine 10.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy