(765 S. K. m. 2, 15, 72, 102, 104, 276) (2004 S. K. m. 336/A, 352, 358) (647 S. K. m. 4)
Dava: Yedieminlik yükümlülüğüne uymama suçundan sanık B. C.'ın TCY.nın 276/2,647 sayılı Yasanın 4.maddeleri uyarınca 112.554.000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 31.5.2001 gün ve 2000/588-2001/472 sayılı kararının kesinleşmesinden sonra yürürlüğe giren 4949 sayılı Yasanın 93.maddesiyle İcra İflas Yasasına eklenen 336/a.maddesinin sanık yararına hükümler içerdiği ileri sürülüp TCY.nın 2/2, CYY.nın 402.maddeleri uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi isteği üzerine infazın durdurulmasına, mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın İcra Tetkik Mercii Hakimliğine gönderilmesine ilişkin Ankara 5.Asliye Ceza Mahkemesince verilip itiraz edilmeksizin ve dosyanın gönderildiği Ankara 18.İcra Ceza Hakimliğince sanığın İ.İ.Yasasının 336/a, 647 sayılı Yasanın 4.maddeleri uyarınca 91.260.000 TL. hafif para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin olarak verilip temyiz edilmeksizin kesinleşen sırasıyla anılan mahkemelere ait 12.1.2004 gün ve 2000/588-2001/472 sayılı ve 26.1.2004 gün 2004/299-1 sayılı kararlar aleyhine Adalet Bakanlığının 2.7.2004 gün ve 30816 sayılı yazılı emrini içeren C. Başsavcılığının 19.7.2004 gün ve 135106 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Karar: Tebliğnamede Tüm dosya kapsamına göre sanığın sübut bulan yedieminlik görevini suistimal eylemine TCK.nun 726/2. maddesinde öngörülen cezanın bir seneye kadar hapis ve on liradan yüzelli liraya kadar ağır para cezası olduğu, ancak hükmün kesinleşmesinden sonra 30.7.2003 gün ve 25184 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4949 sayılı İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 93. maddesi ile eklenen İİK.nun 336/a.maddesinde yedieminlik görevini suistimal suçunun yeniden düzenlendiği, anılan madde hükmüne göre eyleme iki aydan altı aya kadar hafif hapis cezası öngörüldüğü, bu haliyle yeni düzenlemenin sanık lehine olduğundan bahisle mahkemece evrak üzerinden yapılan inceleme sonucunda görevsizlik kararı verildiği anlaşılmış ise de, TCK.nun 2/2. maddesinde Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşir olunan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise failin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur şeklindeki düzenleme karşısında, yeni kanunun sanık lehine hükümler getirip getirmediğinin ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi bakımından, hem hükmün zat ve mahiyetinde hem de yargılama usulünde değişiklik getirebilecek bir hususta öncelikle incelemenin duruşmalı olarak yapılması gerektiği gözetilmeden, evrak üzerinde karar verilmesinde,
Kabule göre de;
TCK.nun 276. maddesinin halen yürürlükte bulunduğu, anılan maddenin 2.fıkrasında bir seneye kadar hapis cezası öngörüldüğü ve alt sınırın gösterilmediği, bu halde TCK.nun 15. maddesi gözetilerek alt sınırın yedi gün hapis cezası olması gerektiği, İİK.na eklenen 336/a. maddesinde ise, alacaklının şikayeti üzerine iki aydan altı aya kadar hafif hapis cezası öngörüldüğü, aynı zamanda eylemin şikayete tabi kılınarak sanık lehine hükümler getirdiği düşünülebilir ise de, failin lehine olan kanunun tespit edilebilmesi için kesinleşmiş mahkumiyetler yönünden her iki kanununda somut olaya uygulanarak infazdaki sonuçlarının belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu, zira yeni düzenlemeye ilişkin TBMM Adalet Komisyonu Raporunda özetle, mevcut uygulamada,yedieminliği suistimal suçundan verilen cezaların tecil edildiği veya paraya çevrildiği bu durumda caydırıcılığın kalmadığı, eylemin İİK.nda düzenlenerek, eyleme verilecek hürriyeti bağlayıcı cezanın İİK.nun 352/b.maddesi gereğince tecil edilmesine, para veya diğer tedbirlere çevrilmesine engel olunmasının amaçlandığı vurgulanmakta olup, yasa koyucunun amacının sanık lehine düzenleme yapmak olmadığı, keza eylemin şikayete tabir bir suç haline dönüştürülmüş olmasının da her zaman sanık lehine sonuç doğurmayacağı gibi, maddi ceza hukuku dışında kalan bir konuda örneğin yargılama usulüne ilişkin bir hususta yapılan değişikliğin tamamlanmış usul işlemlerinde kesinleşmiş mahkumiyet kararları için geçerli olmayacağı, somut olaya baktığımızda, sanık hakkında TCK.nun 276/2. maddesi uyarınca 7 gün hapis ve 91.260.000 TL. ağır para cezasına hükmedilerek, hürriyeti bağlayıcı cezanın 647 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince para cezasına çevrildiği ve TCK.nun 72. maddesine göre de içtimaen 112.554.000 TL. ağır para cezasına hükmedildiği anlaşılmakta olup, yeni getirilen düzenlemede ise İİK. nun 336/a maddesine göre verilecek olan 2 aydan 6 aya kadar hafif hapis cezasının, aynı Kanunun 352/b. maddesi gereğince para cezasına veya tedbirlere çevrilemeyeceği gibi tecil edilmesi de mümkün bulunmadığından, önceki hükmün para cezası olması ve kesinleşmiş mahkumiyetler için infaz yönünden lehe bulunması nedeniyle Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesince talebin reddi yerine, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesinde,
İİK. nun 336/a. maddesinde yazılı cezanın nev'i ve miktarına göre, suçun işlendiği 2.5.2000 tarihi ile hükmün verildiği 26.1.2004 tarihi arasında TCK.nun 102/5 ve 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden Ankara 8. İcra Ceza Mahkemesince sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir denilmektedir.
Sonuç: Yargıtay C. Başsavcılığının yazılı emir doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce; incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden, yedieminlik yükümlülüğüne uymama suçundan sanık B. C. hakkında Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 12.1.2004 tarih ve 2000/588-2001/1472 sayılı karar ile Ankara 18.İcra Ceza Hakimliğince verilip kesinleşen 26.1.2004 tarih ve 2004/299-1 sayılı kararın CYY.nın 343. maddesi uyarınca BOZULMASINA, cezanın çektirilmesine 10.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy