(5237 S. K. m. 7, 158, 168) (765 S. K. m. 278)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
5237 sayılı Türk Ceza Yasasının Zaman bakımından uygulama başlıklı 7.maddesinin (2).fıkrasında yer alan Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. biçimindeki hükmün uygulama yöntemi TCY.nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1.fıkrasında, 1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Yasasının lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği belirtilmiş olmasına karşın bu düzenleme kesin kural niteliğinde olmadığından, failin lehine olan yasa hükmünün uygulanabilmesi açısından hangi durumlarda duruşma açılarak yargılama yapılması gerektiğinin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Önceki ve sonraki yasa hükümlerinden hangisinin fail (sanık) lehine olduğunu saptamak için her bir olayı irdeleyerek;
Sonraki yasayla değiştirilen suçun öğelerinin yeniden değerlendirilmesinin,
Takdir hakkının kullanılmasının
Gerekmesi hallerinde duruşma açılarak temyiz yasa yoluna tabi bir karar verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre incelenen dosyada;
765 sayılı Türk Ceza Yasasının 278/1.maddesinde belirtilen nüfuz ticareti suçunun, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın 158/2. md.de düzenlenmiş olması ve etkin pişmanlık halinde aynı yasanın 168/2. md.ne göre cezanın yarı oranına kadar indirilebileceğinin öngörüldüğü anlaşıldığından, fail lehine olan yasanın, T.C.Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3 maddesinde öngörülen yönteme uygun ve duruşmalı olarak belirlenmesi zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ve sanık Sadık Türkyılmaz'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşüncesinin reddiyle sair hususlar incelenmeksizin, hükümlerin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesinden başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 07.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy