(5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9) (5275 S. K. m. 98, 101) (YCGK 04.03.2003 T. 2003/9-24 E. 2003/20 K.)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
5237 sayılı Türk Ceza Yasası'nın Zaman bakımından uygulama başlıklı 7.maddesinin (2).fıkrasında yer alan Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. biçimindeki hükmün uygulama yöntemi TCY. nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1.fıkrasında, 1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Yasasının lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği belirtilmiş olmasına karşın bu düzenleme kesin kural niteliğinde olmadığından, failin lehine olan yasa hükmünün uygulanabilmesi açısından hangi durumlarda duruşma açılarak yargılama yapılması gerektiğinin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Önceki ve sonraki yasa hükümlerinden hangisinin fail (sanık) lehine olduğunu saptamak için her bir olay YCG Kurulu'nun 4.3.2003 gün, 2003/9-24 E. 2003/20 K. sayılı kararları doğrultusunda irdeleyerek;
Sonraki yasayla değiştirilen suçun öğelerinin yeniden değerlendirilmesinin,
Takdir hakkının kullanılmasının gerekmesi hallerinde duruşma açılarak temyiz yasa yoluna tabi bir karar verilmesi, belirtilen hallerin dışında ise, lehe olan hükümlerin derhal uygulanıp cezanın belirlenmesi infazla ilgili olduğundan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasanın 98/1 ve 101/1-3 maddeleri uyarınca duruşma açılmadan dosya üzerinde ve itiraz yolu açık olmak üzere sonuçlandırılması gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre incelenen dosyada; kesinleşen hükümlülükte takdir ve teşdit uygulanması karşısında yeniden karar verilirken duruşma açılıp yargılama yapılması gerektiği gözetilmeden evrak üzerinden karar verildiği anlaşıldığından, fail lehine olan yasanın, T.C.Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3 maddesinde öngörülen yönteme uygun ve duruşmalı olarak belirlenmesi zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ve hükümlü Hasan Genç'in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle sair hususlar incelenmeksizin, hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesinden başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy