(765 S. K. m. 201) (647 S. K. m. 4) (5271 S. K. m. 225)
Çalışma özgürlüğünü sınırlama suçundan sanık İlkay Çatı'nın 765 sayılı TCY. nın 201/1, 59/2 ve 647 sayılı Yasanın 4.maddeleri uyarınca 545.175.000 TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Terme Asliye Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 29.4.2003 günlü karar aleyhine Adalet Bakanlığının 6.10.2005 gün 42122 sayılı kanun yararına bozma isteğini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 18.10.2005 gün ve 178840 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Tebliğnamede Sanık İ. Çatı hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 201/1. maddesine uyan eylem nedeniyle, Terme Sulh Ceza Mahkemesine yazılan iddianame içeriğine göre, açılmış bir dava bulunmadığı ve Sulh Ceza Mahkemesince ceza kararnamesi ile bu suçtan dolayı da, verilmiş bir karar olmadığı halde, Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında 765 sayılı Kanun'un 201.maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 225.maddesinin 1.fıkrasında Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. 2.fıkrasında Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Aynı Yasanın 226/1.maddesinde Sanık, suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir halde bulundurulmadıkça, iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkum edilemez. hükümleri yer almaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 1412 sayılı Yasanın yürürlükte olduğu dönemde verdiği kararlarında da açıkça belirtildiği üzere açılmayan davadan dolayı hüküm kurulması olanaksız olduğu gibi iddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan bağımsız biçimde açıklanması gerekir. 225.maddenin gerekçesinde de kamu davasının konusu ile hükmün konusunun maddi olay bakımından aynı olduğu ve mahkemenin dava edilmeyen bir fiil hakkında kendiliğinden yargılama yapamayacağı ve hüküm veremeyeceği belirtilmiştir.
İncelenen dosyada bulunan iddianamede Sanıkların suç tarihinde minibüse yolcu alınıp alınmaması konusunda çıkan tartışma sonucu kavga ettikleri ve birbirlerini darp ettikleri ...... sanık İ.'ın da Ö.'i iş güçten kalmaz şekilde yaraladığı ..... belirtilmektedir. İddianame içeriğine göre sanık hakkında çalışma özgürlüğünü sınırlama suçundan açılmış bir dava bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, suçun niteliğinin değiştiği kabul edilip sanığa ek savunma hakkı verilerek, çalışma özgürlüğünü sınırlama suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasında yasaya aykırı bir durum görülmemiştir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 24.5.1990 gün 2843/3152 sayılı, 18.6.1997 gün 5641/5478 sayılı, 27.4.1998 gün 3603/4175, sayılı 24.2.1999 gün 58/1089 sayılı kararlarında da basit nitelikte yaralamanın çalışma özgürlüğünü sınırlama suçunun unsuru olduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 29.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy