(4483 S. K. m. 3, 11) (2709 S. K. m. 83)
Görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan sanık
hakkında Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen muhakemenin durması kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 21.12.2005 günlü karar aleyhine Adalet Bakanlığınca verilen 13.2.2006 gün ve 5116 sayılı kanun yararına bozma isteğini içeren Yargıtay C. Başsavcılığının 30.3.2006 gün ve 31656 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Tebliğnamede Dosya kapsamına göre, suç tarihinde
.. olan sanığın, ikinci sicil amiri sıfatıyla bizzat düzenlemesi gereken ve anılan kurumda görev yapan müfettişlere ait sicil raporlarını başka birine yazdırdığı şeklindeki dava konusu iddia ile ilgili, ön incelemeye 13.12.1999 tarih ve TKB/1082 sayılı Bakan onayı ile başlandığı, yapılan ön inceleme neticesinde, muhakkik görüşüne uygun şekilde 26.1.2000 tarihli ve 95 sayılı, sanık hakkında soruşturma izni verilmemesine dair kararın bizzat Çalışma ve sosyal Güvenlik Bakanı tarafından verildiği, kararı tebellüğ eden Başmüfettiş
.ın itirazı üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 22.5.2000 tarihli ve 2000/113-213 sayılı kararıyla Bakan tarafından verilen izin verilmemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, böylece sanık hakkında usulünce verilmiş ve yargı denetiminden geçerek kesinleşmiş izin kararının mevcut olduğu, itiraz merciinin, 4483 sayılı Kanun'un 11. maddesinde yer alan ...soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı yapılan itirazın kabulü üzerine dosya derhal yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir hükmü uyarınca dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirmesi üzerine hazırlık soruşturmasının yapılıp kamu davasının açıldığı gözetilmeden yazılı şekilde verilen karara yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
Kanun yararına bozma isteğinin incelemesine geçmeden önce dosyadaki karar ve işlemlerin kronolojik sürecinin göz önünde tutulması isabetli olacaktır. 13.12.1999 tarihli görevlendirme talimatı üzerine sanığın şikayetçi kurum müfettişlerine ait ve gizlilik ilkesine uyulmadan başkalarınca yazılan sicil raporlarım imzalayarak görevde yetkiyi kötüye kullanma eylemleri nedeniyle yapılan inceleme sonucu düzenlenen 11.1.2000 tarihli rapora dayanılarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulunca sanık hakkında soruşturma açılmaması yolunda bildirilen görüş ilgili bakan tarafından da benimsenerek verilen 26.1.2000 tarih ve 95 sayılı soruşturma izni verilmemesi kararına karşı şikayetçiler
. İtiraz yoluna başvurdukları, Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 22.5.2000 tarihinde 2000/78-211 ve 2000/113-213 sayılı ile şikayetçilerin itirazının kabulüne, soruşturma izni verilmemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın 4483 sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, adı geçen savcılıkça 2.5.2000 tarihli iddianame ile sanık hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan asliye ceza mahkemesinde kamu davası açıldığı, anılan mahkeme tarafından 4483 sayılı Yasanın 12/b ve 13. maddeleri uyarınca verilen 26.10.2000 tarihli görevsizlik kararı nedeniyle dosyanın aynı yer ağır ceza mahkemesine gönderildiği, yargılamayı yürüten Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesince, 14.6.2001 tarihinde suç kastıyla hareket ettiğine ilişkin cezalandırılmasına yeterli delil elde edilemediğinden sanığın beraatine hükmolunduğu, bu kararın katılan idare ile öbür katılanlar vekillerince temyizi üzerine Yargıtay 4.Ceza Dairesinin, 14.11.2002 tarihinde sanığın hukuki durumunun, 4758 sayılı Yasa ile değişik 4616 sayılı Yasa gözetilerek yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verdiği, Yargıtay C.Başsavcılığının, karar düzeltme isteğinin aynı daire tarafından işin esasına geçilip tüm kanıtlar ve belgeler incelenerek karar verildiği belirtilerek 14.5.2003 tarihinde reddedildiği, bozmadan sonra dosyayı yeniden esasa kaydeden Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 3.11.2002 tarihinde yapılan genel seçimde milletvekili seçildiğini saptadığı sanık hakkındaki muhakemenin, Anayasanın 83. maddesi uyarınca durmasına ve dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmayacağının takdir ve ifası için ayrıca oluşturulacak dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmesine dair 13.10.2003 tarihli kararı verdiği, aynı mahkemece, sanığın 28.1.2005 tarihli başvurusu incelenip yerinde görülerek 25.11.2005 tarihinde sanık hakkında 4483 sayılı Yasasının 3.maddesinde belirtilen yetkili merci tarafından verilmiş bir soruşturma izni bulunmadığı gerekçesiyle, 5271 sayılı CYY.nın 223/8. maddesi gereğince muhakemenin durmasına karar verildiği, durma kararına karşı o yer C. Savcısınca yapılan itirazın, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince 21.12.2005 tarihinde verilen kararla reddedildiği ve itiraz merciinin kesin nitelikteki bu kararı aleyhine de Adalet Bakanınca kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulduğu görülmektedir.
Kanun yararına bozma isteği incelenirken çözümlenmesi gereken öncelikli sorun sanığın suç tarihindeki görevde yetkiyi kötüye kullanma eyleminden ötürü yapılan soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin yasa ve yönteme uygun olup olmadığıdır. Dosya içeriğinden sanığı, suç tarihinde olduğu ve görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan ötürü 4483 sayılı Yasa hükümleri uyarınca yapılan inceleme sonucu kurumun bağlı olduğu ilgili bakan tarafından soruşturma izni verilmediği ancak bu karara karşı şikayetçilerin başvurusu üzerine yetkili bölge idare mahkemesince itirazların kabulü ile soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararın kaldırıldığı görülmektedir. 4483 sayılı Yasanın 11. maddesinde Soruşturma izninin itiraz edilmeden veya itirazın reddi sonunda kesinleşmesi ya da soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararına karşı yapılan itirazın kabulü üzerine dosya, derhal yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. İzin üzerine ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı, CMUK. ve diğer kanunlardaki yetkilerini kullanmak suretiyle hazırlık soruşturmasını yürütür ve sonuçlandırır. Hükmü yer almaktadır. İtirazı inceleyen merci tarafından itirazın kabulü yolunda verilen karar, hukuka uygun bulunmayan izin verilmemesi kararının kaldırılması ilişkin olup kesindir ve yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülecek soruşturmanın dayanağını oluşturmaktadır. Bölge idare mahkemesinin, soruşturma izni verilmemesi kararını kaldırdıktan sonra, 4483 sayılı Yasanın 3.maddesinde belirtilen merci tarafından alınacak yeni bir karar gerek olmadığı gibi yapılacak böyle bir işlem anılan yasa hükmüne açıkça aykırı olacaktır. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince, 4483 sayılı Yasanın 11.maddesi ve aynı Yasanın 5232 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki 3.maddesi hükümleri ile sanık hakkındaki soruşturmanın, yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine uygun olup olmadığı irdelenip tartışılmadan ve itirazı inceleyecek mercinin, anılan Yasanın 3. maddesini değiştiren 5232 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yürütülecek soruşturmalar yönünden Danıştay olacağı gözetilmeden verilen itirazın reddi kararının, hukuka uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görüldüğünden, görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan sanık
.. hakkında Ankara 9.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilip kesinleşen 21.12.2005 gün ve 2005/794 D.İş sayılı kararın, CMK. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 04.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy