(1412 S. K. m. 153) (765 S. K. m. 278) (5271 S. K. m. 309) (5237 S. K. m. 275)
Dava: Yalan yere yemin etme suçundan hakkında soruşturma açılması istenilen Haydar Ceylan'a ilişkin olarak Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen 29.4.2004 tarih ve 2004/16523-7077 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına kararına yapılan itirazın reddine dair Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı'nca verilen 11.7.2005 tarihli ve 2005/ 181 Müt. sayılı karar aleyhine Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteğini içeren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.1.2006 gün ve 2005/222003 sayılı tebliğnamesiyle birlikte dosya Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Karar: Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Mülga 1412 sayılı CMUK. nun bir suça muttali olan Cumhuriyet Savcısının görevi başlıklı 153. maddesinde ve 5271 sayılı CMK. nun bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet Savcısının görevi başlıklı 160. maddesinde belirtildiği üzere, Cumhuriyet Savcısının, kendisine yapılan şikayet karşısında delilleri toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken, hiçbir işlem yapılmaksızın, evrak üzerinden takipsizlik kararı verildiği dikkate alınmadan itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilmektedir.
İncelenen dosyada, yakınan vekilince Şişli C. Başsavcılığına verilen 19.4.2004 tarihli dilekçede; yakınan tarafından açılan menfi tespit davasında Hukuk Yargılama Yasası gereği kendilerince yapılan yemin teklifinin kabulü nedeniyle davalı taraf olan Haydar Ceylan'ın (dava konusu kiralananı davacının 2002 Ağustos ayında tahliye etmediği ve kendisinin bu ayda Almanya'da bulunduğu) konusunda yemin ettiği, gerçekte ise davalının 2002 yılı Ağustos ayında Türkiye'de olduğu halde yalan yere yemin ettiğinden söz edilerek cezalandırılması istenilmiştir.
Her ne kadar yakınma dilekçesinde, işlenen suçun 765 sayılı TCY'nın 287. maddesine uyduğu belirtilmiş ise de, dilekçede gösterilen eylemin hukuken nitelendirilmesi soruşturmayı yapan Cumhuriyet Savcısının görevi olduğundan, işlendiği iddia edilen suç hakkında şüphelinin ifadesine başvurulup toplanması gereken diğer delillerin elde edilmesine çalışılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, salt dilekçedeki anlatım üzerinde durmak suretiyle (dilekçedeki anlatımdan atılı suçun işlendiği anlaşılamamıştır.) gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin 1412 ve 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasalarının tebliğnamede sözü edilen maddelerine aykırı bulunduğu anlaşılmakla,
Sonuç: İtirazı inceleyen merciin itirazı kabul yerine reddetmesi yasaya aykırı görüldüğünden, 5271 sayılı CYY'nın 309. maddesi uyarınca Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 11.7.2005 tarihli ve 2005/181 Müt. sayılı kararın BOZULMASINA, müteakip işlemlerin Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi'nce yerine getirilmesine, 10.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy