(5271 S. K. m. 170, 174, 175, 225)
Görevi savsama suçundan şüpheliler
. hakkında yapılan soruşturma sonucunda Suruç Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.02.2006 gün ve 2006/16 sayılı iddianamenin 5271 sayılı C.Y.Y.nun 174/1-c maddesi uyarınca iadesine ilişkin Suruç Sulh Ceza Mahkemesinin 02.03.2006 gün ve 2006/17 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Suruç Asliye Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 13.03.2006 gün ve 2006/28 D. İş sayılı karar aleyhine Adalet Bakanlığının 05.05.2006 gün ve 19498 sayılı yasa yararına bozma isteğini içeren Yargıtay C. Başsavcılığının 02.06.2006 gün ve 103804 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Tebliğnamede dosya kapsamına göre, şüphelilere isnat olunan suçun vasfını tayin etme yetkisinin soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısına ait olup, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/2. maddesinde öngörülen soruşturma evresi sonucunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler. hükmü uyarınca dava açılmış bulunması karşısında, mahkemece iddianamede gösterilen olayla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilecek deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği cihetle, suçun hukuki nitelendirilmesi yapılarak hukuki ihtilaf olduğundan bahisle iddianamenin iade edilemeyeceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
Kamu adına ceza davası açma görevi, Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir. (5271 Sayılı CYY. m. 170/1). Cumhuriyet Savcısının hazırladığı iddianamenin, verildiği mahkemece kabulüyle dava açılmış olur (m.175/1). Cumhuriyet Başsavcılığı ceza davasında suçtan zarar görenler ile zarar görecek olan kamuyu temsil eder. Devleti temsil eden bir makamın kamu adına ceza davasını açıp yürütmesi Ceza davasının kamusallığı ilkesini göstermektedir. 5271 sayılı Yeni Ceza Yargılama Yasasında şahsi dava kurumuna yer verilmemiştir. Böylece ceza davasında kural olarak ceza davasında kişisellik değil, kamusallık ilkesi benimsenmiştir. Mahkemenin kovuşturma evresinde kanıtları (delilleri) tartışarak maddi gerçeğe ulaşabilmesi, o eylemin (fiilin) iddianameyle dava konusu yapılmasına bağlıdır. İddianamede işe, şüpheliye atılı suçu oluşturan olaylar, mevcut kanıtlarla ilişkilendirilerek açıklanır ve iddianamenin sonuç kısmında şüphelinin eylemine uyan hükme göre cezalandırılması istenir (m. 170)
Mahkeme, davasız yargılama olmaz ilkesi uyarınca yargılamayı, sanığın iddianame ile dava açılmamış olan suçlarını kapsayacak biçimde genişletemez. Mahkeme yalnızca iddianamede belirtilen eylem ve fail konusunda hüküm verebilir. (5271 sayılı CYY. nın 225/1. maddesi).
Ancak, kural olarak mahkeme iddianamede gösterilen eylemi hukuki açıdan nitelendirirken iddia ve savunmayla bağlı değildir (m.225/2). Mahkeme, maddi gerçeği araştırma ilkesi gereği, gerçekleşmiş saydığı eylemin hukuki nitelendirmesini yapmakta ve suçun öğelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmaktadır. Başka bir deyişle eylemin hangi suçu oluşturduğunu belirlemektedir.
Yeni Ceza Yargılaması Yasasında, iddianamenin değerlendirilmesine olanak tanınmıştır. Gerekli bilgileri içermeyen iddianame iade edilecektir. İddianamenin iadesi kurumu yeni 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasasıyla, birlikte hukuk sistemimize girmiştir. İddianamenin iadesi kurumu ile istenen/amaçlanan soruşturma evresinin iyi bir şekilde yapılması ve iyi hazırlanmış bir dosya ile kovuşturma evresinin kısa sürede sona ermesinin sağlanmasıdır.
Ceza Yargılaması Yasasında, iddianamenin iadesinin düzenleyen hükümde, üç iade nedeni öngörülmüştür (m. 174/1).
1- İddianame, 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 170. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen hususların gösterilmemesi,
2- İddianamenin, suçun ispatına (sübutuna) etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir kanıt (delil) toplanmadan düzenlenmesi.
3- Önödeme ya da uzlaşma yoluyla çözümlenecek bir suç olduğu, soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde, iddianamenin yöntemi (usulü) uygulanmaksızın düzenlenmesi
Bu hallerden birinin gerçekleşmiş olması durumunda, davanın açıldığı görevli ve yetkili mahkeme iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verir.
İddianamenin iadesi, suçun hukuki nitelendirilmesinin yanlış yapıldığı gerekçesine dayanamaz (m.174/2). Çünkü, hüküm ancak iddianamede gösterilen suça ilişkin eylem/eylemler ve fail/failler hakkında verilir. Mahkeme, eylemin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalara bağlı değildir (m. 225). Mahkemeler, eylemi hukuken nitelendirmekte serbesttirler.
Somut olayda, Suruç C. Başsavcılığınca şimdiki ve eski Belediye Başkanları olan şüphelilerin Belediye'ye SSK tarafından gönderilen 26.01.2004 ve 27.02.2002 tarihli haciz bildirisi gereklerinin yerine getirilmediği, bu konuda herhangi bir cevap verilmediği, yasal işlem ihtarına karşın bu hususun yerine getirilmediğinden, şikayet dilekçesi, haciz bildirimleri, ihtar yazıları delil gösterilerek görevi savsama suçundan cezalandırılmaları istemiyle dava açıldığı; ancak Suruç Sulh Ceza Mahkemesince iddianamede şüphelilerin görevlerini ne şekilde ihmal etmiş oldukları ve buna yönelik delillerin nelerden ibaret olduğu, eylemi hukuki ihtilaf kapsamından çıkararak cezai yaptırım gerektirir şekilde nasıl zarar veya başkalarına sağlanmış olduğunun açıklanmadığı, böylece CYY'nın 174/c maddesinde öngörülen yasal unsurları taşımayan iddianamenin iadesine karar verildiği, bu karara O yer C. Savcısı tarafından itiraz edilmesi üzerine Suruç Asliye Ceza Mahkemesince incelenen itirazın şüphelilere yüklenen haciz ihbarnamesini yerine getirmeme eyleminin herhangi bir şekilde suç teşkil etmediği ve hukuki ihtilaf teşkil eden bir konu olması nedeniyle reddolunduğu anlaşılmaktadır.
İade kararına konu iddianamede, şüpheliye atılı suçu oluşturan eylemler/olaylar mevcut kanıtlarla ilişkilendirilerek açıklandığı açıkça görülmektedir. İddianamenin sonuç kısmında şüphelinin eylemine uyan hükme göre cezalandırılması da istenmiştir. Kural olarak mahkeme iddianamede gösterilen eylemi hukuki açıdan nitelendirirken iddia ve savunmayla bağlı değildir (m.225/2). Mahkeme, maddi gerçeği araştırma ilkesi gereği, suçun öğelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğini de araştırmaktadır. Bu nedenle iddianamenin iadesi; suçun hukuki nitelendirmesinin yanlış yapıldığı, suçun öğelerinin tek tek irdelenerek oluşup oluşmadığının tartışılıp değerlendirilmediği gerekçesine dayandırılamaz. Mahkemeler iddianamede gösterilen eylem/eylemler ile şüpheli/şüpheliler hakkında karar verir, bu konuda bağlılık söz konusudur. Ancak, mahkemeler, eylemi hukuken nitelendirmekte ise serbesttirler. Bunun sonucu olarak, yasada da açıkça belirtildiği gibi, suçun hukuki nitelendirilmesi nedeniyle iddianame iade edilemez (m.174/2)
İddianamede, 5271 Sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 170. maddesi uyarınca yer alması zorunlu olan durumlar da, eksiksiz gösterilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yapılan açıklamalar ışığında yerinde görüldüğünden görevi savsama, suçundan şüpheliler
...hakkında Suruç Asliye Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 13.03.2006 gün ve 2006/28 D.iş sayılı kararın C.Y.Y.'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 22.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy