(5271 S. K. m. 161, 170, 174)
Görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan şüpheliler
. hakkında yapılan soruşturma sonucunda Karaman Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 5.10.2005 tarihli iddianamenin, 5271 sayılı CMK. nun 170/4, 174. maddeleri uyarınca iadesine ilişkin, Karaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2005 gün ve 2005/49 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Karaman Ağır Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 1.11.2005 gün ve 2005/762-746 D.İş sayılı karar aleyhine Adalet Bakanlığınca verilen 1.6.2006 gün ve 23322 sayılı kanun yararına bozma isteğini içeren Yargıtay C. Başsavcılığının 12.6.2006 gün ve 127007sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Tebliğnamede Dosya kapsamına göre her ne kadar Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin red kararını müteakip, şüpheli polis memurları hakkında Karaman Valiliğinden soruşturma izni istenilmiş ve soruşturma izni verilmemesi üzerine de bu karara yönelik itirazın Konya Bölge İdare Mahkemesince reddine karar verildiği anlaşılmış ise de;
Olay tarihinde hamile olan müşteki
. kanaması olmasından dolayı geldiği Karaman Kadın Doğum Hastanesinde sağlık personeli ile aralarında meydana gelen tartışma ve karşılıklı isnatların polise bildirilmesi üzerine olay yerine gelen Kahraman Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurları olan şüphelilerin acil ve kanamalı hasta olan müştekinin, öncelikle tedavisinin yapılmasının gerekmesine rağmen, muayene dahi olamadan karakola götürülerek tahkikat işlemlerine başlanılması sonucu muayene ve tedavisi geciken hastanın düşük yaptığı ve bu şekilde şüpheli polis memurlarının görevlerinde, yetkiyi kötüye kullandıkları şeklindeki iddiada, polis memuru şüphelilerin yaptıkları işlemlerin adli görev kapsamında olup, işlendiği iddia edilen bir suçun soruşturulması ve buna ilişkin işlemlerin yapılması ve delillerin toplanmasına ilişkin olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161. maddesi kapsamında görev yapan kolluk memurlarının bu görev ve işlerle ilgili eylemleri hakkında Cumhuriyet Savcısı tarafından doğrudan doğruya soruşturma yapılacağı hususunun aynı Kanun'un 161/5. maddesinde belirtilmesine rağmen görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açılan şüpheliler hakkında iddianamenin, şüphelilerin devlet memuru olmaları nedeniyle yargılama izni alınmadığı gerekçesiyle iade edildiğinin anlaşılması karşısında, yazılı şekilde verilen karara yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet, görülmemiştir" denilmektedir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174/1. maddesinde Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a. 170. maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b. Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c. Önödemeye veya uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan, işlerde ön ödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen,
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
Aynı Yasanın 170/4. maddesinde, İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır. hükümleri yer almaktadır.
Somut olayda, Karaman Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüpheli polis memurları hakkında, görevli hekim ve ebe-hemşirenin şikayeti üzerine gittikleri kadın doğum hastanesinde kanamalı acil hasta olarak, tıbbi müdâhaleyi bekleyen şikayetçi
muayene ve tedavi edilmeden, soruşturma işlemleri için karakola götürmeleri sonucu şikayetçinin düşük yapmasına yol açarak görevde yetkilerini kötüye kullandıkları iddiasıyla soruşturma yapılıp kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır. İncelenen iddianamede, sanıkların eylemleri, suçun öğelerini içerecek biçimde açıklanmıştır. İddianamenin iadesi kararı, her ne kadar CMK. nun 170/4. maddesine dayandırılmışsa da asıl iade nedeninin, şüpheli polis memurları hakkında yargılama izni alınmaması olduğu görülmektedir. Burada çözümlenmesi gereken öncelikli sorun, soruşturma ve kovuşturma yöntemi yönünden, özel usule tabi kişiler hakkında, yasalarda öngörülen yönteme uymadan açılan kamu davalarına ilişkin iddianamelerin, iade edilip edilemeyeceğidir. Yasa koyucu, iddianamenin iadesini düzenlediği CMK. nun 174. maddesinde iade nedenleri açısından, sayma yöntemini benimseyerek iade işlemlerini sınırlandırma iradesini açıkça ortaya koymuştur. Anılan maddede tek tek sayılan iade nedenleri arasında soruşturma ve kovuşturma şartı niteliğindeki usulü eksiklikler bulunmamaktadır. Soruşturma ve kovuşturma yöntemindeki usulü hataların ya da yasaya aykırılıkların CMK. nun 170/4. maddesi kapsamında değerlendirilmesi olanaklı değildir. Bu durumda yargılama şartının yerine getirilmediğini saptayan değerlendirilmesi olanaklı değildir. Bu durumda, yargılama şartının yerine getirilmediğini saptayan mahkemenin, iddianamenin iadesi yerine CMK. nun 223/8. maddesi uyarınca durma kararı vermesi daha isabetli olacaktır. Kaldı ki, somut olayda şüpheli polis memurlarının, şikayet üzerine olay yerine giderek soruşturma işlemlerine başlamaları nedeniyle adli görevli olduklarının ve CMK. nun 161/5. maddesi gereğince, maddede belirtilen görevlerini yerine getirirken işledikleri kötüye kullanma ve savsama suçlarından ötürü yargılama iznine gerek bulunmadığının kabulünde zorunluluk vardır. Belirtilen nedenlerle iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazı inceleyen merciin verdiği red kararı hukuka aykırıdır.
Yargıtay C. Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlendiği tebliğnamedeki düşünce yapılan açıklamalar ışığında yerinde görüldüğünden, görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan şüpheliler
.hakkında düzenlenen iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, Karaman Ağır Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 1.11.2005 gün ve 2005/762-746 D.İş sayılı kararın, Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 15.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy