(5271 S. K. m. 170)
Görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan şüpheliler
. hakkında, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilip itiraz edilmeksizin kesinleşen 28.12.2005 gün ve 2005/894 sayılı karar aleyhine Adalet Bakanlığının, 26.6.2006 gün ve 28789 sayılı kanun yararına bozma isteğini içeren Yargıtay C. Başsavcılığının, 13.7.2006 gün ve 155004 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüldü:
Tebliğnamede: Tüm dosya kapsamına göre, sanık avukatların üzerine atılı görevlerini kötüye kullanma suçu ile ilgili mevcut delillerin son soruşturmanın açılması için yeterli olup delillerin takdirinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Kamu davasının açılması başlığını taşıyan C.M. Yasasının 170/2. maddesinde Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. hükmü yer almaktadır. Son soruşturmanın açılması kararı, dava açan bir usul işlemi olma niteliğinden ötürü uygulamada iddianame gibi değerlendirilmektedir. Buna göre, soruşturma sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturuyorsa son soruşturmanın açılması kararı düzenlenmelidir, incelenen dosyada, şüpheli avukatların, şikayetçilerden aldıkları vekalet uyarınca onbir milyar TL (onbirbin YTL) tutarlı tazminat davası açtıkları mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği reddedilen miktar üzerinden davalı vekili için hesaplanan avukatlık ücretinin de davacı şikayetçiler aleyhine hükmedildiği anlaşılmaktadır. Şikayetin konusu, dava miktarının isteğe aykırı olarak yüksek gösterilip davalı vekiline gereksiz avukatlık ücreti ödenmesine yol açıldığı iddiasıdır. Şüpheliler ile şikayetçiler arasında yapılmış bir avukatlık sözleşmesi bulunmamakla birlikte şikayetçiler adına hareket ettiğini belirten tanık
. ile şüpheli
. arasında söz konusu dava ve icra takibini kapsayan bir sözleşme imzalandığı görülmektedir. Ancak şikayetçilerin dilekçelerinde ve ifadelerinde tanığı kendi adlarına hareket etmesi için görevlendirdiklerine ilişkin bir açıklama bulunmadığı gibi dosya içerisinde herhangi bir vekaletname de yoktur. Üstelik tanık 2.6.2005 tarihli anlatımında dava miktarının onbirbin YTL. olması yönünde kendisinin ve şikayetçilerin bir talimatı olmadığını belirtmiştir. Bu durumda şüpheliler hakkında dava açılması kararı verilerek yapılacak yargılama sırasında lehlerine ve aleyhlerine tüm kanıtların tartışılmasının sağlanması hukuken isabetli olacaktır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yapılan açıklamalar ışığında yerinde görüldüğünden. Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilip itiraz edilmeksizin kesinleşen 28.12.2005 gün ve 2005/894 sayılı kararın Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4/a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 17.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy