(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 260) (765 S. K. m. 230, 240) (5237 S. K. m. 257)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
1- Ancak; Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK.nun 34, 230, 260/9. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları mağdurları C. Savcısını ve de herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması Yargıtay'ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapması ve bu açıdan gerekçelerle disiplin işlemini yerine getirebilmesi bakımından kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddianın, savunma ve varsa tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerçeğe yansıtılması gerektiği gözetilmeden ve bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun hüküm kurulması,
2- Kabule göre de,
765 sayılı TCY.nın 230 ve 240. maddelerinde yer alan görevi savsama ve görevde yetkiyi kötüye kullanma suçuna karşılık gelen, 5237 sayılı Yasanın 257. maddesi suça yeni bir yorum getiren farklı bir düzenleme içermektedir. Eski düzenlemede memurun yasada yazılı hallerden başka her ne surette olursa olsun görevini kötüye kullanması ve hangi nedenle olursa olsun görevini yapmakta savsama ve gecikme göstermesi yani münhasıran yasa ve yönteme aykırı davranılması, görevin yapılmaması veya gecikmeli olarak yapılması halleri suç teşkil etmekte iken, yeni düzenlemede kamu görevlisinin eylemi ancak (yasada suç olarak tanımlanan haller dışında) görev gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle
a) Kişilerin mağduriyetine,
b) Kamunun zararına,
c) Kişilerin haksız kazanç sağlamasına,
yol açması halinde görevde yetkiyi kötüye kullanma ya da görevi savsama suçunu oluşturmaktadır. Yasa hükmünde sınırlı olarak sayılan bu üç öğeden birinin gerçekleşmemesi halinde ise eylem suç teşkil etmez, ancak bir disiplin kovuşturmasının konusunu oluşturabilir.
Bu açıklamalar karşısında;
Sanığın kooperatif genel kurulunda 3 imza öngörülmesine karşın, tek imza ile para çekip ödeme yapmak biçiminde gelişen eyleminin kamu zararı kişi mağduriyeti ya da kişilerin haksız kazanç sağlamasına yol açıp açmadığı, dolayısıyla eylemin suç teşkil edip etmediği hususunun araştırılıp, tartışılmaması,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri ile yerinde görüldüğünden diğer yönler incelenmeksizin tebliğnameye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 28.01.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy