(765 S. K. m. 72, 81, 266) (647 S. K. m. 4) (5237 S. K. m. 7, 61, 125) (5252 S. K. m. 9) (5335 S. K. m. 22) (5083 S. K. m. 2) (YCGK 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.) (YCGK 04.03.2003 T. 2003/9-24 E. 2003/20 K.)
Dava: Görevliye sövme suçundan sanık S. Y.'in 765 sayılı TCY'nın 266/1, 81/1, 647 sayılı Yasa'nın 4. maddeleri uyarınca 1.123.005.000 TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına dair, Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2004 gün ve 2003/101 Esas, 2004/498 sayılı kararının infazı sırasında, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanık hakkında verilen cezanın aynen infazına dair Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2005 gün ve 2003/101 Esas, 2004/498 sayılı kararının kesinleştikten sonra O yer C.Savcısının istemiyle bu karar aleyhine Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteğini içeren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.09.2006 gün ve 2006/198664 sayılı tebliğnamesiyle birlikte dosya Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Karar: Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede özetle; dosya kapsamına göre, 5237 sayılı TCK. nın 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir, şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde,
Kabule göre de, 5252 sayılı Kanun'un 9/3.maddesi uyarınca lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde hüküm yerinde gösterilmek suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, mahkemece tartışma yapılmadan 765 sayılı Kanun'un lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesinde,
5237 sayılı TCK. nun 61/6.maddesi ile 27.4.2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak 1.5.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 sayılı kanunun 22.maddesi ile 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun'un 2.maddesinin sonuna eklenen fıkrada ye alan adli ve idari para cezalarının hesaplanmasında 1 Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarların dikkate alınmayacağı hükmünün gözetilmemesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın 7/2. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur biçimindeki hükmün uygulama yöntemine ilişkin ayrıntılar TCY'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1. fıkrasında 1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak TCY. nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği belirtilmiş olmasına karşın bu düzenlemenin genel kural niteliği taşımadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle failin lehine olan yasa hükmünün uygulanabilmesi açısından hangi durumlarda duruşma açılarak yargılama yapılması gerektiğinin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Önceki ve sonraki yasa hükümlerinden hangisinin fail (sanık) lehine olduğunu saptamak için her bir somut olayı YCGK'nun 4.3.2003 gün, 2003/9-24 E., 2003/20 K. Sayılı kararı doğrultusunda irdeleyerek;
1- Herhangi bir inceleme ve araştırmayı,
2- Kanıt tartışmasını,
3- Takdir hakkının kullanılmasını,
4- Sonraki yasayla değiştirilen suçun öğelerinin yeniden değerlendirilmesini,
Gerektiren hallerde duruşma açılarak, belirtilen hallerin dışında ise evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu karara verilebilecektir.
İncelenen dosyada sanığa yükletilen görevliye sövme suçunun öğeleri 5237 sayılı T.C.Y.'nun 125 vd. maddeleriyle herhangi bir değişikliğe uğramamıştır. İlk hükümde uygulanan 765 sayılı TCY'nın 266. maddesinde belirlenen ceza iki aydan sekiz aya kadar hapis iken, 5237 sayılı TCY'de karşılığı olan 125. maddesinin 4. fıkrasında bu suç için belirlenen ceza bir yıldan az olmamak üzere hapistir. Mahkemece verilen hapis cezası paraya çevrilerek içtimiaen sonuç olarak 1.123.005.000 TL ağır para cezasına hükmedilmiş olup, 5237 sayılı TCY'nın 125. maddesindeki ceza, paraya çevrilse bile (20x365= 7.300 YTL ) sanığın aleyhine olacaktır. Bu nedenle 765 sayılı TCY. nın 266.maddesinin 5237 sayılı TCY. nın 125.maddesine göre lehe olduğu ilk bakışta anlaşıldığı ve derhal uygulanabilirliği karşısında mahkemece evrak üzerinde karar verilmesinde yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak, mahkemece, 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Yasa'nın 2. maddesine 5335 sayılı Yasa'nın 22. maddesiyle eklenen 3. fıkra uyarınca adli para cezalarının hesabında 1 YTL'nin altında kalan tutarların dikkate alınmayacağın hususu gözetilmeden karar verilmiştir.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki birinci ve ikinci paragraflardaki ileri sürülen bozma istekleri, yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görülmediğinden REDDİNE, ancak hüküm kurulurken 5335 sayılı Yasa'yla değişik 5083 sayılı Yasa hükümlerinin gözetilmemesi yolundaki düşünce önceki paragraflarda yer alan açıklamalar ışığında isabetli bulunduğundan, görevliye sövme suçundan sanık S. Y. hakkında Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2005 gün ve 2003/101 Esas, 2004/498 sayılı kararın, C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CYY. nun 309/4.maddesine göre, karardaki hukuka aykırılık daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmekle; lehine olduğu saptanan 765 sayılı TCY'.nın 266/1. maddesi uyarınca, sanığın görevliye sövme suçundan 2 ay hapis ve suç tarihine göre 343 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın mükerrir olduğu anlaşıldığından sanığa verilen cezadan aynı Yasa'nın 81/1. maddesine göre 3. fıkra da gözetilerek 1/10 oranında artırılarak 2 ay 6 gün hapis ve 356 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, sanığa verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın 647 sayılı Yasa'nın 4. maddesi gereğince günlüğü suç tarihi itibariyle 9 YTL'den paraya çevrilerek 594 YTL adli para cezasına çevrilmesine, sanığa verilen aynı neviden para cezalarının 765 sayılı TCY'nın 72. maddesi gereğince toplanarak sanığın sonuç olarak 950 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karardaki öbür hususların olduğu gibi bırakılmasına, 07.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy