(765 S. K. m. 191) (647 S. K. m. 4) (5252 S. K. m. 9) (5237 S. K. m. 7) (5271 S. K. m. 264, 309)
Dava: Tehdit suçundan sanık 765 sayılı TCY.nın 191/1, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 42 YTL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Bolu Sulh Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 22.3.2006 günlü karar aleyhine Adalet Bakanlığından verilen, 13.9.2006 gün ve 41294 sayılı yasa yararına bozma isteğini içeren, Yargıtay C. Başsavcılığının, 11.10.2006 gün ve 220114 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Karar: Tebliğnamede Dosya kapsamına göre, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesi uyarınca, Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki Kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7/2. maddesinde yer alan Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan, Kanun ile sonradan yürürlüğe giren Kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. Şeklindeki düzenlemeler karşısında, lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonucun birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceğinden suç ve cezaların tespitine ilişkin 765 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un suç ve yaptırımlara ilişkin hükümleri karşılaştırılarak lehe kanunun tespitinden sonra tedbir, erteleme ve hapis cezasının kanuni sonucu olarak belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hükümleri düzenleyen 647 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un infaza ilişkin maddeleri karşılaştırılmak suretiyle, denetime olanak verecek şekilde kararda tartışılarak lehe hükmün belirlenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir denilmektedir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 1. fıkrasında Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanı, o karar veya hükmün Yargıtay'ca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. Hükmü yer almaktadır. Belirtilen maddede düzenlenen olağanüstü yasa yoluna başvurunun ilk koşulu hakim veya mahkeme tarafından verilen karar veya hükmün kesinleşmiş olmasıdır. Henüz kesinleşmemiş karar veya hükümler için bu yasa yoluna başvurulamaz.
İncelenen dosyada sulh ceza mahkemesince verilen 06.07.2006 tarihli karara karşı o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından yasa yararına bozma yoluna başvurulacağı gerekçesiyle infazın durdurulmasına karar verilmesi isteğinde bulunulduğu görülmektedir. Cumhuriyet Savcısının bu isteği üzerine mahkemece yasa yararına bozma yoluna gidileceğinden infazın durdurulmasına karar verilmiştir. 5271 sayılı CYY.nın 264. maddesinin 1. fıkrasında Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz. 2. fıkrasında Bu halde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhal görevli ve yetkili olan mercie gönderir. Hükümlerine yer verilmiştir. Cumhuriyet Savcısının 18.07.2006 tarihli başvurusunun 19.07.2006 tarihinde hakim tarafından görülüp karara bağlanması işlemini, temyiz yasa yoluna başvuru süresi anılan Yasanın 310/son. maddesi uyarınca bir aydır. Cumhuriyet Savcısının 19.07.2006 tarihinde hakim tarafından görülerek işlem yapılan 18.07.2006 tarihli başvurusunun yasal süresinde yapılmış bir temyiz isteği olarak kabul edilmesinde yarar vardır. Bu durumda Bolu Sulh Ceza Mahkemesinin 06.07.2006 tarihli kararının kesinleştiğinden bahsedilemez. Kesinleşmeyen bir mahkeme kararı aleyhine kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulamayacağı da açıktır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görülmediğinden,
1) Adalet Bakanının, kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE,
2) Cumhuriyet Savcısının, 18.07.2006 tarihli dilekçesi gereğince Bolu Sulh Ceza Mahkemesinin 6.7.2006 gün ve 2005/149-262 sayılı hükmünün temyizen incelenmesi için dosyanın tebliğname düzenlendikten sonra Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy