(5237 S. K. m. 31, 52, 62, 230) (5271 S. K. m. 218, 223, 309) (5395 S. K. m. 23)
Resmi nikah olmaksızın evlenmenin dini törenini yaptırma suçundan sanık Elif A.'in 5237 sayılı TCY'nın 230/5, 62, 52/2. maddeleri gereği 1.000 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Tutak Sulh Ceza Mahkemesinin 11.4.2007 tarihli ve 2006/52 esas, 2007/47 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma isteyen yazısı üzerine aynı içerikte düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 9.10.2007 gün ve 193633 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede Dosya kapsamına göre, suçun işlendiği tarihte kayden 15 yaşını doldurmadığı anlaşılan sanığın yaşının, soruşturma aşamasında Ağrı Devlet Hastanesinden alınan raporla 01.08.2006 tarihi itibarıyla 19 olduğunun tespit edilmiş olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 218/2. maddesine göre mahkemece sanığın yaşının ilgili kanunda belirlenen usule göre düzeltilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Kayden 01.04.1993 doğumlu olup, suçun işlendiği 2005 yılı Ekim ayında 15 yaşını ikmal etmediği anlaşılan sanık hakkında hükmolunan cezadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 31/2. maddesi gereğince indirim yapılmamış bulunulmasında,
3- Suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23/1. maddesinde yer alan çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda belirlenen ceza, en çok üç yıla kadar (üç yıl dahil) hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.Şeklindeki düzenleme karşısında, bu hususun nazara alınmamasında, isabet görülmemiştir denilmektedir.
Gereği görüşüldü:
İncelenen dosyada sanığın nüfus kaydına göre suç tarihinde 12 yaşını doldurduğu, ancak soruşturma evresinde Devlet Hastanesinden alınan 1.8.2006 tarihli sağlık kurulu raporunda sanığın fiziksel görünüm ve kemik yapısına göre 19 yaş ile uyumlu bulunduğunun belirtildiği ve mahkemece sanığın açtığı yaş düzeltme davasının sonuçlanmasının izlenmesine karşın, açılan davanın takipsiz bırakılması sonucunda açılmamış sayılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın yaşıyla ilgili bu uyuşmazlığın ön sorun kabul edilerek çözümlenmesi ve suç tarihindeki gerçek yaşı saptanarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmediği ve mevcut kayıtlara göre hüküm kurulmasına rağmen, TCY'nın 31/2. maddesi uyarınca sanığın işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği incelenerek, ceza sorumluluğunun bulunmaması durumunda CYY'nın 223/3. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, aksi durumda ise 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekirken, açıklanan yasal gereklere uyulmadan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunduğundan, tebliğnamedeki bozma düşüncesi yerinde görülerek, 5271 sayılı CYY'nın 309/4-a maddesi uyarınca Tutak Sulh Ceza Mahkemesinin 11.4.2007 tarihli ve 2006/52 esas, 2007/47 sayılı kararının Yasa Yararına BOZULMASINA, bozma doğrultusunda yargılama yapılarak karar verilmek üzere müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, 27.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy