(5320 S. K. m. 8) (1412 S. K. m. 253, 305, 317, 326, 322) (5237 S. K. m. 7, 125) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 223, 231) (CGK. 04.03.2003 T. 2003/9-24 E. 2003/20 K.)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Dilekçenin süresi içinde verilmediği anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CYY.nın 317.maddesi uyarınca hükümlü H. M. müdafiinin tebliğnameye uygun olarak, Temyiz isteğinin REDDİNE,
2- Hükümlü D. U.'ya ilişkin hükme yönelik temyiz istemine gelince;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede :
5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 7.maddesinde zaman bakımından uygulanma, başlıklı 7/2 maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur biçimindeki hükmün uygulama yöntemine ilişkin ayrıntılar TCY. nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında kanunun 9.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1.fıkrasında 1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak TCK. nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği belirtilmiş olmasına karşın bu düzenlemenin genel kural niteliği taşımadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle failin lehine olan yasa hükmünün uygulanabilmesi açısından hangi durumlarda duruşma açılarak yargılama yapılması gerektiğinin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Önceki ve sonraki yasa hükümlerinden hangisinin fail (sanık) lehine olduğunu saptamak için her bir somut olayı Y.C.G. Kurulunun 4.3.2003 gün, 2003/9-24 E, 2003/20 K. sayılı kararları doğrultusunda irdeleyerek;
- Herhangi bir inceleme ve araştırmayı,
- Kanıt tartışmasını,
- Takdir hakkının kullanılmasını,
- Sonraki yasayla değiştirilen suçun öğelerinin yeniden değerlendirilmesini,
Gerektiren hallerde duruşma açılarak, belirtilen hallerin dışında ise, 5252 sayılı Yasanın 9/1 maddesi uyarınca lehe olan hükümlerin derhal uygulanabilmesi olanaklı bulunduğundan evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verilebilecektir.
5320 sayılı CYY. Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasanın 8. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce 1412 sayılı CYY. nın 322. maddesinin dört, beş, altıncı fıkraları hariç olmak üzere 305 ila 326.maddelerinin yürürlükte olduğunu öngörülmüştür. Bu nedenle 1412 sayılı CYY. nın 305.maddesinde ceza mahkemelerinden verilen hükümlerin temyiz olunabileceği belirtildikten sonra, temyiz edilemeyecek nitelikteki hükümler sayılmıştır.
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası'nın hükümleri gösteren 253.maddesi yürürlükten kalktığı için, hangi kararların hüküm niteliğinde olduğu 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasına göre saptanmalıdır. Bu Yasanın 223. maddesinde, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararlarının hüküm olduğu belirtilmektedir. O halde, 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin 1.fıkrasına göre, ister genel prensip uyarınca duruşmalı yargılamada, isterse ayrıksı yöntem olarak evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda verilmiş bulunsun, sonraki lehe yasa nedeniyle yapılan uyarlama yargılamasında verilen bu tür kararlar hüküm niteliğinde olduklarından, 1412 sayılı CMUK. nun 305. maddesinde belirtilen istisnalar dışında bu hükümlere karşı temyiz yasa yoluna başvurulabilecektir.
Bu açıklamalar karşısında;
1- Sanığa yükletilen görevliye hakaret suçuna ilişkin olarak 5237 sayılı TCY. nın 125/3-a maddesinde seçenekli ceza öngörülmesi nedeniyle bu hususun takdir hakkının kullanılmasını gerektirdiği de uyarlamanın duruşma açılarak yapılması zorunluluğu,
2- Hükümden sonra yürürlüğe giren ve TCY. nın 7/2.maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Yasanın 562. maddesinin 1.fıkrası ile CYY. nın 231/5. maddesinde öngörülen hükmün açıklanmasının geri bırakılması sınırının iki yıla çıkartılması ve karşısında mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ve hükümlü D.U. müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşüncenin kabulüyle sair hususlar incelenmeksizin, hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesinden başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy