(5271 S. K. m. 174) (442 S. K. Ek m. 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15) (Köy Yerleşme Alanı Uygulama Yönetmeliği m. 11, 13)
Görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan şüpheliler Mevlüt S. ve 14 arkadaşı hakkında yapılan soruşturma sonucunda Samandağ C. Başsavcılığının düzenlediği iddianamenin iadesiyle ilgili Samandağ Asliye Ceza Mahkemesinin 1.8.2007 tarihli ve 376 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Hatay Ağır Ceza Mahkemesinin 28.8.2007 tarihli ve 917 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 14.11.2007 gün ve 57953 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.12.2007 gün ve 256335 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi.
Tebliğnamede Tüm dosya kapsamına göre; Samandağ Asliye Ceza Mahkemesince şüpheli Mehmet U.'in savunmasının alınmadığı, delillerin tam olarak toplanmadığı, tapu kayıtlarının ve ifadesi alınan şahısların evraklarının tasdiksiz olduğu, kamunun zarara uğrayıp uğramadığının tespit edilmediği gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanun'un 174/1.maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, 5271 sayılı Kanun'un 170/2.maddesinde yer alan Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler. hükmü uyarınca C. Savcısının dava açmasının zorunlu oldu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de C. Savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, iddianamenin iadesi sebepleri arasında şüphelinin savunmasının alınmamasının gösterilmediği, dosya kapsamında bulunan nüfus bilgilerine göre şüphelinin kimliği hakkında herhangi bir şüphe de bulunmadığı, evraklarının aslına uygunluğunun tasdikinin de tensiple veya daha sonra verilecek bir ara kararla yerine getirilmesinin mümkün olduğu cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
Gereği görüşüldü:
İncelenen dosyada; 442 sayılı Köy Yasasına 20.5.1987 tarihli ve 3367 sayılı Yasayla eklenen ek 9 ila 15. maddeler ve bu maddeler uyarınca yürürlüğe konulmuş olan köy Yerleşme Alanı Uygulama Yönetmeliği hükümleri gereği köy ihtiyar heyeti ile köy halkından oluşan bilirkişilerin verdikleri karar gereği köy halkından 113 kişiye arsa satışı yapılmasına karar verildiği, ancak kanun ve Yönetmelik gereğince bu satışın evi veya arsası bulunmayan kişilere yapılması gerekirken, arsa satışı yapılan kişilerden çok sayıdaki kişinin arsası veya evi bulunmasına karşın kendilerine arsa satışına karar verildiği ve böylece şüphelilerin görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla 765 sayılı TCY. nın 240.maddesi uyarınca yargılama isteğini içeren iddianamenin düzenlendiği, buna karşın Samandağ Asliye Ceza Mahkemesince yapılan incelemede; şüpheli Mehmet Üregen'in olayla ilgisi olmadığına ilişkin beyanına rağmen ifadesinin alınmaması; 5237 sayılı TCY.nın 257.maddesi gereği suçun öğesi olması nedeniyle kamu zararının araştırılmaması ve muhtarlık karar defterleri tam olarak incelenmeyerek, şüphelilerin görev ve sıfatlarının belirlenmemesi gerekçeleriyle 5271 sayılı CYY.nın 174. maddesi gereğince iddianamenin iadesine karar verildiği, bu karara yapılan itirazı inceleyen mercin de; iade kararının doğru olduğu görüşüyle itirazın reddine karar verdiği anlaşılmaktadır.
Şüphelinin ifadesinin alınması ve suç öğelerinden biri olan kamu zararının araştırılması gibi hususların 5271 sayılı CYY.nın 174.maddesinde iddianamenin iadesi nedenleri arasında sayılmaması karşısında, Samandağ Asliye Ceza Mahkemesinin iadeye ilişkin belirtilen gerekçeleri yerinde görülmemiştir.
Ancak; gerek 3367 sayılı Yasayla 442 sayılı Yasaya eklenen ek 13.madde ve gerekse Köy Yerleşme Alanı Uygulama Yönetmeliğinin 11 ve 13.maddeleri uyarınca arsa satışı ve satılacak kişilerin saptanması konusundaki tüm yetkinin yalnızca köy muhtarı ve ihtiyar heyetine verilmiş olduğu görülmektedir. Her ne kadar dosya içerisinde mevcut 26.4.2005 tarihli ve 3 sayılı Köy İhtiyar Heyeti Kararı sonunda köy halkından; Yusuf Ergin, Cabir Ergin, Kasit Uyanık, Servet Uyanık, Kamil Üregen, Mehmet Üregen, Mevlüt Soğuksu, Cemil Soğuksu, Abdullah Özenir ve Kemal Özenir'in de bilirkişi sıfatıyla kararı imzaladıkları görülmekte ise de, açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında, arsaların kimlere satılacağının saptanması ve satış kararı verilmesinde herhangi bir görevleri bulunmayan kişilerin bu işleme şeklen iştirak ettirilmeleri, onların muhtar ve ihtiyar heyetince işlendiği iddia edilen suça katıldıkları veya bu suçun müşterek faili oldukları anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla, yukarıda adları sayılan ve köy ihtiyar heyeti üyesi olmayan kişilerin olayda fail ve şüpheli olarak gösterilmesi yasaya aykırı bulunduğundan, iddianamenin iadesi kararında açıklanan, şüphelilerin görev ve sıfatlarının belirlenmemiş olduğu yönündeki gerekçenin yerinde olması nedeniyle mercin itirazın reddine ilişkin kararı bu yönüyle hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı CYY.nın 309. maddesi uyarınca Yasa Yararına Bozma İsteğinin REDDİNE, 25.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy