(5237 S. K. m. 257) (5271 S. K. m. 170, 309)
Dava: Görevi kötüye kullanmak suçundan sanık Perihan ve Nevin hakkında yapılan hazırlık soruşturması neticesinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 8.3.2006 tarihli ve 2005/156931 soruşturma, 2006/25840 sayılı takipsizlik kararına karşı yapılan itirazın reddine dair, mercii Sincan Ağır Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 31.10.2006 gün ve 2006/2377 müteferrik sayılı karar aleyhine Adalet Bakanlığınca verilen 30.01.2007 gün ve 4370 sayılı Yasa yararına bozma isteğini içeren Yargıtay C. Başsavcılığının 21.2.2007 gün ve 24961 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Karar: Tebliğnamede müştekiler iddialarında şüphelilerin her ikisinin de üyesi oldukları S.S. Batı Konut Yapı Kooperatifi yönetim kurulu üyesi olduklarını, yönetim kurulu başkanından ve diğer üyelerden habersiz üç yeni üye kaydı yaptıklarını bu şekilde olağanüstü genel kurula giderek kendi istedikleri yöneticilerin seçilmelerini sağladıklarını, diğer üyelerin katılımı olmaksızın yönetim kurulunu toplayarak görev dağılımı yaptıklarını, kooperatif ortaklarından Refiye'yi kendilerine oy vermeyeceği kaygısı ile genel kurul toplantılarına çağırmadıklarını bu şekilde görevlerini kötüye kullandıklarını beyan etmiş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan, kamu davası açılmasını haklı gösterecek yeterlilikte ve nitelikte delil olmadığından bahisle takipsizlik kararı verilmiş ise de; öne sürülen iddiaları destekler mahiyette deliller hakkında gerektiğinde bilirkişi görüşü alınarak, sonuçlarının mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
Kamu davasının açılması başlığını taşıyan C.Y.Yasasının 170/2. maddesinde Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler hükmü yer almaktadır. Buna göre, soruşturma sonunda toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlenmelidir. İncelenen dosyada, kooperatif yönetim kurulu üyesi olan sanıkların yönetim kurulu başkanından habersiz üye kaydı ve diğer üyelerin katılımı olmaksızın yönetim kurulunu toplayarak görev dağılımı yapma, bazı üyeleri kendilerine oy vermeyeceği kaygısıyla genel kurul toplantılarına çağırmama eylemlerini doğrulayan tanıkların bulunması nedeniyle, iddianame düzenlemeyi zorunlu kılacak yeterli şüphenin bulunduğu, delilleri değerlendirme, tartışma ve suçu nitelemenin yargılamayı yapacak mahkemenin görevi olduğu; nitekim C.Savcısının dava açma görevini düzenleyen 5271 sayılı CYY.nın 170. maddesi hükmüne göre, suçun işlendiği hususunda yeterli delil değil, daha geniş anlamlı bir kavram olan yeterli şüphe bulunmasının, savcının dava açan iddianameyi düzenlemesi için gerekli bir neden ve zorunlu koşul olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda şüpheli hakkında iddianame düzenlenerek yapılacak yargılamada şüphelinin lehine ve aleyhine tüm delillerin görevli mahkemesince tartışılması hukuken isabetli olacaktır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yasa yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce; yapılan açıklamalar ışığında yerinde görüldüğünden, Sincan Ağır Ceza Mahkemesince kesin olarak verilen 31.10.2006 gün ve 2006/2377 müteferrik sayılı kararın Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca Yasa Yararına BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4/a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 24.04.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy