(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 289) (5237 S. K. m. 7, 58, 203) (5252 S. K. m. 9) (5275 S. K. m. 106, 122)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi:
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Anayasanın 141/5, 5271 sayılı CYY.nın 34, 230/1, 289/1-g maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının davanın tarafları ile herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtay'ın gerekçelerde denetimi sağlaması ve disiplin işlemini yerine getirmesi için, kararın dayandığı tüm veriler ile bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, hükme esas alınan kanıtlar, iddia, savunma ve varsa tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açıkça gerekçeye yansıtılması gerektiği gözetilmeden ve bu ilkelere uyulmadan Yargıtay C. Başsavcılığının bozma sonucunu doğuran iade işlem nedeniyle ortadan kalkmış olan eski hükümdeki gerekçeye gönderme yapılarak gerekçeden yoksun biçimde karar verilmesi,
2- 25.09.2003 ve 8.3.2004 tarihli mühürleme tutanakları getirtilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi,
3- 1.6.2005 tarihinden önce işlenen suçlar bakımından 5237 sayılı TCY.nın 58. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanamayacağından seçimlik cezalardan adli para cezası tercih edilebileceği anlaşılmakla; 5237 sayılı TCY.nın 203. maddesinin adli para cezasını seçimlik ceza olarak öngörmesi ve suç tarihine göre de bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırının 5 gün olması karşısında, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri uyarınca, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasa ile sonradan yürürlüğe giren yasanın ilgili bütün hükümlerinin somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasanın saptanıp uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,
4- Kabule göre de, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasanın 122. maddesi ile 647 sayılı Yasanın yürürlükten kaldırılmış olması ve aynı Yasanın 106. maddesinde süresinde ödenmeyen para cezalarına ilişkin gecikme zammı öngörülmesine göre, sanık hakkında gecikme zammı uygulama olanağı bulunmadığının gözetilmemesi,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanık M. Y.'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 28.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy