(765 S. K. m. 266, 269, 271, 456) (5237 S. K. m. 86, 106, 125)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A) Sanık M.S.'a ilişkin hükmün temyiz incelemesinde, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın, hasta olan babasını muayene etmeden ve tahlil yaptırmadan, verilen kupürlere dayanarak istenilen ilaçları reçeteye yazamayacağını belirten hekime karşı gerçekleştirdiği hakaret ve tehdit eylemleri yönünden 765 sayılı TCY.'nın 266/1, 269 ile 5237 sayılı TCY.'nın 125/3-a, 106/1-son cümle, yaralama eylemi açısından ise 765 sayılı TCY.'nın 456/4, 271/1 ile 5237 sayılı TCY.'nın 86/2-3c maddelerinin uygulanması sonucu ortaya çıkan somut sonuçlar karşılaştırılarak sanık lehine yasanın belirlenmesi gerektiği ve somut olayda hakaret, tehdit ve yaralama eylemlerinin görevin yerine getirilmesini engellemek amacıyla değil görevden dolayı gerçekleştirildiği gözetilmeden, yetersiz gerekçeyle görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Kabule göre,
a) Yakınan hekime görevinden dolayı hakaret eyleminin, 5237 sayılı TCY. uygulamasında görevi yaptırmamak için direnme suçundan bağımsız ayrı bir suç oluşturduğunun ve anılan Yasa'nın 265. maddesinin maddi öğesi kapsamında değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi,
b) Paraya çevirme işlemi 5237 sayılı TCY.'nın 50/1-a maddesi uyarınca yapılmasına karşın, özgürlüğü bağlayıcı cezanın bir günlük karşılığı miktar 647 sayılı Yasa'nın 4. maddesinin suç tarihindeki değerine göre belirlenerek karına uygulamaya yol açılması,
Yasaya aykırı ve sanık M.S. müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA,
B) Sanık M.S.'ın görevi yaptırmamak için direnme suçuna ilişkin;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve TCY.'nın 7/2 madde ve fıkrası uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Yasa'nın 562. maddesinin 1. fıkrası ile CYY.'nın 231/5 madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve söz konusu 562. maddesinin 2. fıkrası ile de CYY.'nın 231/14 madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ve sanık M. S. müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2009 tarihinde A/1 ve 2. bentlerden oybirliği ile B bendinden oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
T.C. Anayasası'nın adil yargılanma hakkı ile ilgili 36/1, 38/4 ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 6. maddeleri hükümleri ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası'nın 231. maddesinin 5. fıkrasında belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasında yargılama sonunda cezaya hükmedilmesinden söz edildiğine göre, bunun da sübut sorununun Çözümlenmiş olmasını gerektirmesi göz önüne alındığında, mahkumiyet hükmünün öncelikle usul ve esas yönlerinden incelenerek (varsa) saptanacak hukuka aykırılıklara ek olarak CMY.'nın 231. maddesinin 5728 sayılı Yasa ile değişik 5 ve devamı fıkraları kurallarının uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması noktasından da bozulması görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy