(1136 S. K. m. 59) (5271 S. K. m. 170)
Mahkeme heyetine huzurda alenen hakaret suçundan şüpheli Avukat Ünsal E. hakkında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59/2. maddesi gereğince son soruşturmanın açılmasına dair, Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2006 tarihli ve 2006/2587 soruşturma, 2006/93 sayılı iddianamesi üzerine, son soruşturma açılmasına yer olmadığına dair, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 07.11.2006 tarihli ve 2006/207-217 sayılı karar aleyhine Adalet Bakanlığınca verilen 07.05.2007 gün ve 24108 sayılı Yasa Yararına Bozma isteğini içeren Yargıtay C. Başsavcılığının 08.06.2007 gün ve 101063 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Tebliğnamede dosya kapsamına göre şüpheli Ünsal E.'ın, sanıklar İbrahim D. ve Emrah M. müdafileri sıfatıyla katıldığı Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/120 esas sayılı davasının 27.06.2006 tarihli duruşmasında ve 27.06.2006 havale tarihli esas hakkındaki mütalaayla ilgili savunma dilekçesinde, mahkeme heyetini kastederek, Düşüncemiz hazırlık aşamasından şu anki yargılama aşamasına kadar sanıklara önyargılı davranıldığı yönündedir... Soruşturmanın başından bugüne kadar zaten cezası baştan kesilmiş olan sanıklara nefret duygularıyla adeta terörist, ülkeyi bölmeye çalışan kişiler gözüyle bakılarak yargılama yapılıyor... Eğer müvekkil sanıkların en ağır cezayı almaları her şeyi düzeltecek ve herkesi rahatlatacaksa buyurun cezalandırın! şeklinde ifadeler kullandığı, şüpheli üzerine atılı suçun mevcut delillerle birlikte değerlendirildiğinde, kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu gibi delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
Kamu davasının açılması başlığını taşıyan CYY. nın 170/2.maddesinde Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler. hükmü yer almaktadır. Son soruşturmanın açılması kararı, dava açan bir usul işlemi olma niteliğinden ötürü uygulamada iddianame gibi değerlendirilmektedir. Buna göre, soruşturma sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturuyorsa son soruşturmanın açılması kararı verilmelidir, incelenen dosyada, şüpheli avukatın müdafii olduğu sanıkların yargılanmaları sırasında esas hakkında mütalaaya karşılık olarak verdiği savunma dilekçesinde yer alan ...hazırlık aşamasından yargılama aşamasına kadar sanıklara ön yargılı davranıldığı..., sanıklara nefret duygularıyla adeta terörist, ülkeyi bölmeye çalışan kişiler gözüyle bakılıp yargılama yapıldığı... biçimindeki sözlerine ilişkin olarak, davanın açılmasını sağlayacak olan son soruşturmanın açılması kararını vermek için yeterli şüphenin bulunduğu, delilleri değerlendirme, tartışma ve suçu nitelemenin ve kastının saptanmasının yargılamayı yapacak mahkemenin görevi olduğu; nitekim C. Savcısının dava açma görevini düzenleyen 5271 sayılı CYY.nın 170. maddesi hükmüne göre, suçun işlendiği hususunda yeterli delil değil, daha geniş anlamlı bir kavram olan yeterli şüphe bulunmasının, savcının dava açan iddianameyi düzenlemesi için gerekli bir neden ve zorunlu koşul olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda şüpheli hakkında dava açılması kararı verilerek yapılacak yargılama sırasında şüphelinin lehine ve aleyhine tüm delillerin görevli mahkemesince tartışılması hukuken isabetli olacaktır.
Yargıtay C. Başsavcılığının, Yasa Yararına Bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yapılan açıklamalar ışığında yerinde görüldüğünden, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesince verilip itiraz edilmeksizin kesinleşen 07.11.2006 gün ve 2006/207-217 sayılı kararın Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Yasa maddesinin 4/a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 09.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy