(5237 S. K. m. 52, 62, 106, 150) (YCGK 17.07.2007 T. 2007/4-145 E. 2007/172 K.)
Tehdit suçundan sanık Halil Günenç'in, 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesi yollamasıyla, aynı Kanun'un 106/1 ve 62. maddeleri uyarınca 100.00 Yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, Dazkırı Sulh Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 13.3.2007 günlü ve 2006/177 esas, 2007/49 s. karar aleyhine Adalet Bakanlığınca verilen 29.5.2007 tarih ve 28071 s. Kanun Yararına Bozma isteğini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 5.7.2007 tarih ve 119487 s. tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Tebliğnamede dosya kapsamına göre, sanığa hükmolunan cezanın nev'i ve miktarı itibarıyla, mahkemece sanığın eyleminin diğer tehdit olarak kabul edildiği düşünülerek yapılan incelemede, sanığın üzerine atılı suçun şikayete tabi suçlardan olduğu ve müştekinin 21.2.2007 günlü talimatla alınan ifadesinde şikayetinden vazgeçtiğini bildirmesi karşısında, davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı biçimde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
5237 s. TCY'nın 106/1. maddesi Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya diğer bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Hükmünü içermektedir.
Sanığın alacağını almak amacıyla yakınana istersem seni burada yok ederim demekten ibaret olan eylemi, hayata yönelik tehdit niteliği taşımaktadır. Bu tehdit eyleminin, salt öldürmeyi ifade eden sözlerle ifade edilmesi gerekmez. Ölümü çağrıştıran ifade ya da hareketlerle de işlenebilir.
Buna göre mahkemenin eylemi, 106/1. fıkra 1. cümle yerine, basit tehdit olarak niteleyerek 5237 s. TCY'nın 150/1. maddesi göndermesi ile 106/1-son cümle 62 52. maddeleri uyarınca 100 YTL adli para cezasına hükmetmesi hukuka aykırıdır. Ancak Kanun Yararına Bozma Kurumu sanık aleyhine cezalandırmaya engeldir. Mahkemenin eylemi vasıflandırmasında hata vardır. Yakınan şikayetinden vazgeçmiş ise de, sanığın eylemi basit tehdit niteliğinde olmadığından mahkemenin 106/1- son cümle uyarınca verdiği cezaya ait davanın, bu suçun kovuşturulmasının şikayete bağlı olduğu ileri sürülerek düşmesine karar verilmesi olanaklı değildir.
Bu konuda kanun yararına bozma istemi bulunmadığına göre Dairece bu husus resen göz önünde bulundurularak bir karar verilmesi kanun yararına bozma kanun yolunun mahiyet ve yöntemiyle bağdaşmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.7.2007 gün ve 4-145-172 s. kararında da belirtildiği üzere tebliğnamedeki kanun yararına bozma istemi hakkında bir karar verebilmek için öncelikle bu hususta Adalet Bakanlığınca yukarda açıklanan sebeplerle Kanun Yararına bozma isteminde bulunulması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, bozma istemi suçun vasfına yönelik olmadığından ve Yargıtay C. Başsavcılığının tebliğnamesindeki görüş yerinde bulunmadığından, suç vasfı yönünden Kanun Yararına Bozma isteğinde bulunulup bulunulmayacağının takdiri Adalet Bakanlığına ilişkin olmakla Dazkırı Asliye Ceza Mahkemesinin 13.03.2007 gün ve 2006/177, 2007/49 s. kararının bu yönde değerlendirildikten sonra gönderilmek üzere dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına iadesine 02.10.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy