(5271 S. K. m. 170, 174, 309)
Dava ve Karar: Tehdit suçundan şüpheli hakkında yapılan soruşturma sonucunda Burdur Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30.04.2007 tarihli iddianamenin, 5271 sayılı C.Y.Y.nın 174/1-b maddesi uyarınca iadesine ilişkin Burdur Sulh Ceza Mahkemesinin 09.05.2007 gün ve 2007/223 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Burdur Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2007 tarihli kararının, Adalet Bakanlığınca 13.06.2007 gün ve 31037 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2007 gün ve 143274 sayılı tebliğnamesiyle Daireye gönderilen dava dosyası incelendi.
Tebliğnamede, Tüm dosya kapsamına göre; Burdur Sulh Ceza Mahkemesince ... ve ... numaralı telefonların sahiplerinin kim olduğunun işletmeci kurumlardan sorulmadığı ve şüphelinin savunması alınmadığı belirtilerek iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, iddianamenin iadesi sebepleri arasında sanığın savunmasının alınmasının gösterilmediği, dosya kapsamında bulunan Türk Telekomünikasyon Kurumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının 11.04.2007 tarihli ve 72673 sayılı yazısı ekinde gönderilen CD formatındaki telefon görüşmelerine ait listeye göre; ... nolu telefonunu müştekiye ait olduğunun bildirildiği ve 24.01.2007 tarihinde şüpheliye ait olup yurt dışında kullandığı ... numaralı telefondan müştekinin arandığının tespit edildiği, şüphelinin kızı tarafından da bu telefonun babasına ait olduğunun ifadesinde belirtildiği cihetle, mevcut delillerin takdir ve değerlendirilmesinin mahkemesine ait olacağı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir, denilmektedir. Gereği görüşüldü:
5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 174/1 maddesinde; Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a- 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b- Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, c- Önödemeye veya uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen, iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir. hükmü yer almaktadır.
İncelenen dosyada, Burdur Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüpheli hakkında, tehdit suçu nedeniyle düzenlenen iddianamenin, görevli mahkemece, suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenmesi nedeniyle iadesine karar verildiği görülmektedir. Mahkeme telefon aboneliklerinin kimlere ait olduğunun ilgili işletmeci firmalara sorulmamasını suçun sübutuna etki eden mutlak bir delilin toplanmaması olarak değerlendirmiştir. Oysa dosya içerisindeki, Türk Telekomünikasyon Kurumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının, 11.4.2007 tarihli yanıt yazısı ekindeki CD'de, yakınana ait cep telefonuyla yapılan iletişime ilişkin tespitler bulunmaktadır. Yakınan şikayet dilekçesi ve savcılık ifadesinde, hem kendi telefonunun numarasını hem de kendisini arayan şüphelinin telefon numarasını belirtmiştir. Şüphelinin kızı olan Sema İlden de yakınanın bildirdiği telefon numarasının babasına ait olduğunu doğrulamıştır.
Mahkemenin sanığın savunmasının alınmamasına yönelik iade gerekçesine gelince; 5271 sayılı C.Y.Yasasının 170/2 maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır. Dosyadaki belgelerden, sanığın savunması anlaşılmaktadır. Şüphelinin ifadesinin alınması zorunluluğunun, C.Y.Y.nın 174/1-b maddesinin yönünden de irdelenmesi gerekmektedir. 30.4.2007 tarihli iddianamede, şüpheli hakkında kamu davası açılmasına dayanak oluşturan deliller arasında, yakınan ve tanık anlatımları ile iletişimin tespitine ilişkin kayıtlar bulunmaktadır. Gösterilen bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki delillere göre suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği taşımamaktadır. Belirtilen nedenlerle iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazı inceleyen merciin verdiği ret kararı hukuka aykırıdır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, belirtilen nedenlerle yerinde görüldüğünden, tehdit suçundan şüpheli hakkında düzenlenen iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, Burdur Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.5.2007 tarih ve 2007/192 D.İş sayılı kararın, 5271 sayılı C.Y.Y.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 11.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy