(5271 S. K. m. 160, 170, 173, 309)
Dava: Görevi kötüye kullanmak ve hakaret suçlarından şüpheli N. A. hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda K.Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19.10.2006 tarihli ve 2006/475 sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair mercii; K.E. Ağır Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 27.12.2006 gün ve 2006/552 değişik iş sayılı karar aleyhine Adalet Bakanlığınca verilen 11.06.2007 gün ve 30667 sayılı Yasa Yararına Bozma isteğini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 23.07.2007 gün ve 143341 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü;
Karar: Tebliğnamede: Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet Savcısının görevi başlıklı 160. maddesinde belirtildiği üzere, Cumhuriyet Savcısının kendisine yapılan şikayet karsısında, soruşturma başlatılıp, delilleri toplamak suretiyle sonucuna göre karar vermesi gerekirken, somut olayda müşteki H. Y. U. tarafından verilen şikayet dilekçesinde ileri sürülen hususlar nazara alınmadan eksik soruşturma ile eksik soruşturma ile ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gözetilmediği gibi yine müşteki tarafından ileri sürülen hususların kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmemesinde isabet görülmemiştir denilmekledir.
CYY'nın 160/2. maddesi uyarınca Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin arttırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarım korumakla yükümlüdür
Kamu davasının açılması başlığını taşıyan CYY. nın 170/2. maddesinde ise Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler hükmü yer almaktadır.
CYY'nın 173/3. maddesi hükmüne göre kovuşturmaya yer olmadığı kararını; itirazen inceleyen başkan kararını vermek için soruşturmanın genişletilmeline gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini görevlendirebilir.
Buna göre, C. Savcısının yakınanın dilekçesinde belirttiği, şüphelinin kendisine hakaretini gördüğünü iddia ettiği Y. Y. ve icra müdürlüğü çalınanlarını tam olarak dinlememesi ve eksik soruşturma sonucu kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermesi yasaya aykırıdır
İtirazı inceleyen mahkeme başkanının eksiklikleri tamamlaması için soruşturmayı genişletmesi ve suçun işlendiği yer sulh ceza hakimini görevlendirilmesi gerekir. Soruşturma genişletilmeden eksik araştırmayla iddiadan başka delil bulunmadığı ve kast yokluğu gerekçeleriyle itirazın reddine karar verilmesi hukuki değildir.
Bu durumda şüpheli hakkında öncelikle ağır ceza mahkemesi tarafından eksikliklerin tamamlanması ve icra müdürlüğü çalışanlarının, şikayet dilekçesinde adı geçen ve paralarını eksik aldıkları iddia olunan taksi şoförlerinin ayrı ayrı dilenmeleri ve sonucuna göre itirazın kabulü veya reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bunun yanında soruşturma sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlemelidir. İncelenen dosyada, icra müdürü olan şüpheli N. A. İcra memurluğunda çalışanların haciz görev yolluklarının herkese eşit dağıtılmasına ilişkin bir uygulamaya başlatması, dolayısıyla hacze gitmeyen görevlilerin de yolluk gelirlerinden yararlanmalarının sağlanmasının amaçlanması ve çalışanların bu uygulamaya rıza göstermesi bir havuzda biriken paraların buna göre paylaştırılmaya başlanması ancak her görevlinin icra müdürü başka olmak üzere fazla paydan daha az paya doğru bir sıralama içinde paylaşıma dahil edilmesi suretiyle hakkı olmayan kişilerin görev yolluğu almasına, hakkı olanların ise aldıkları ücretin eksilmesine yol açma ve yakınan Y. U. eksik aldığını iddia ettiği payı yüzüne doğru atma eylemlerinin tanıklarca da doğrulanması durumunda yeterli şüphenin bulunduğu, iddia edilen görevi kötüye kullanma ve görevliye hakaret suçlarına ilişkin delilleri değerlendirme, tartışma ve suçu nitelemenin yargılamayı yapacak mahkemenin görevi olduğu; nitekim C. Savcısının dava açma görevini düzenleyen 5271 sayılı CYY. 170 maddesi hükmüne göre, suçun işlendiği hususunda yeterli delil değil daha geniş anlamlı bir kavram olan yeterli şüphe bulunmasının, savcının dava açan iddianameyi düzenlemesi için gerekli bir neden ve zorunlu koşul olduğu kabul edilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, yasa yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yerinde görüldüğünden. E.Ağır Ceza Mahkemesince kesin olarak verilen 27.12.2006 gün ve 2006/552 değişik iş sayılı kararın CYY'nın 309. maddesi uyarınca Yasa yararına BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4/A fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 27.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy