(5271 S. K. m. 63, 174)
Görevi savsama şüpheli
.. hakkında yapılan soruşturma sonucunda Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16.4.2007 tarihli ve 2006/814 esas, 2007/900-384 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Yasanın 174. maddesi gereğince iadesine dair, Turgutlu Sulh Ceza Mahkemesinin 25.4.2007 tarihli ve 2007/384 iddianame değerlendirme sayılı kararma yönelik itirazın reddine ilişkin Turgutlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.4.2007 tarihli ve 2007/171 Müt. sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığınca verilen Yasa Yararına Bozma isteğini içeren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 1.8.2007 gün ve 136580 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Tebliğnamede Dosya kapsamına göre, şüpheliye ibraz edilen ve hakkında dolandırıcılık suçundan kamu davası açılan sanıkların ibraz ettikleri belgelerin üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği ve tanık
.'nın beyanının alınmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de,
Somut olayda soruşturma aşamasında tüm delillerin toplanmış bulunduğu, bilirkişi incelemesinin ise hakimin yargılama sonucunda vereceği karara yardımcı olması amacıyla, onun takdirinde yapılan delil toplama işlemi olduğu, keza 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 63/1. maddesinde bu hususa işaret edilerek çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerekirken hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına hakimin karar verebileceği, aynı maddenin 2. cümlesinde de hakimlik mesleğinin gerektirdiği ve hukuki bilgi ile çözülmesi olanaklı konularda bilirkişinin görüşüne başvurulmayacağı şeklinde düzenleme bulunduğu, 63. maddenin 3. fıkrasında ise, soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcısının da bu madde de gösterilen yetkileri kullanabileceğinin belirtildiği, bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere kural olarak bilirkişi incelemesinin hakim tarafından yaptırılması gerektiği, kaldı ki her olayda bilirkişi incelemesine ihtiyaç olup olmayacağı hususunun hakim ve Cumhuriyet Savcısına farklı değerlendirilebileceği, aksi halde bu hükmün geniş yorumlanarak her olayda Cumhuriyet Savcısı tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekeceği sonucunun doğacı, bu hususun Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 17.10.2005 tarihli ve 2005/6128-7578 sayılı ilamı ile benzer bir olayda da kabul edilmiş bulunduğu gibi ayrıca somut olayda bilirkişi raporuna da ihtiyaç olmadığı, tanık
.. nın beyanının da mahkemesince alınabileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilmektedir.
5271 sayılı CYY'nın 174/1-b. maddesi Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir hükmünü içermektedir. Bu madde hükmü uyarınca bilirkişi incelemesinin yaptırılması iddianamenin zorunlu bir koşulu değildir. 170. madde hükmüne göre, soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet Savcısının kamu davasını açmak üzere iddianame düzenlemesi gerekir.
5271 sayılı CYY'nın 63/1. maddesinde, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde hakimin bilirkişi atayarak oy ve görüşünden yararlanabileceği belirtilmiştir. Anılan maddede bilirkişi görüşüne başvurulmasında kural olarak hakime yetki verilmekle birlikte, soruşturma evresinde gerektiğinde C. Savcısının da bu yetkiyi kullanabileceği belirtilmiştir. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının bu yetkisini kullanması olanaklı olabileceği gibi kullanmaması durumunda yargılama aşamasında bilirkişi atanmasına mahkeme tarafından da başvurulabilecektir. Diğer taraftan eylem, görevli noterin yokluğunda, başkatip olan şüpheli tarafından yapılan işlem dolayısıyla gerçekleştirilmekle, noter olan
. nun bu aşamada tanık sıfatıyla dinlenilmesinde de bir zorunluluk bulunmamaktadır.
İncelenen dosyada soruşturma evresinde şüphelinin ifadesinin alındığı, suça konu belge örneklerinin dosyaya konulduğu, şüpheliye isnat edilen eyleme ilişkin kanıtların iddianamede gösterildiği ve kamu davası açılması için yeterli şüphe nedenlerine ulaşıldığı anlaşılmaktadır. Şüphelinin, araç satış işlemi dolayısıyla kendisine sunulan belgeleri gerektiği gibi inceleyip incelemediğine ilişkin hukuki durumun tayin ve takdirinin mahkemesince yapılacağı ve gerekirse bilirkişi incelemesine başvurulabileceğinden, merciin itirazın kabulü yerine reddine karar vermesi hukuka aykırı görüldüğünden, tebliğnamedeki düşünce yerinde bulunarak, 5271 sayılı CYY'nın 309. maddesi uyarınca, mercii Turgutlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.4.2007 tarihli ve 2007/171 Müt. sayılı itirazın reddi kararının yasa yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mercii mahkemesince yapılmasına, 07.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy