(5271 S. K. m. 160, 170)
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na aykırı davranmak suçundan sanık
hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Uzunköprü Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29.12.2006 tarihli ve 2006/1652-876 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair, mercii Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 22.02.2007 gün ve 2007/114 müteferrik sayılı karar aleyhine Adalet Bakanlığınca verilen 05.06.2007 gün ve 29351 sayılı Yasa Yararına Bozma isteğini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 01.08.2007 gün ve 136590 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Tebliğnamede Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet Savcısının görevi başlıklı 160. maddesinde belirtildiği üzere, Cumhuriyet Savcısının kendisine yapılan şikayet karşısında, soruşturma başlatıp, delilleri toplamak suretiyle sonucuna göre karar vermesi gerekirken, somut olayda sadece şüpheli ve bir tanık beyanı alınarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği hususu gözetilmediği gibi, müşteki tarafından ileri sürülen hususların kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, itirazın kabulü ile kamu davasının açılması yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
Kamu davasının açılması başlığını taşıyan C.M. Yasasının 170/2 maddesinde Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. hükmü yer almaktadır. Buna göre, soruşturma sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlenmelidir. İncelenen dosyada, adliye eski zabıt katibi olan şüphelinin yanındaki vatandaşla adliye sulh hukuk mahkemesi kalemine gelerek veraset belgesi istemesi ya da sorması eylemini doğrulayan tanık bulunması nedeniyle, iddianame düzenlemeyi zorunlu kılacak yeterli şüphenin bulunduğu, delilleri değerlendirme, tartışma ve suçu nitelemenin yargılamayı yapacak mahkemenin görevi olduğu; nitekim C. Savcısının dava açma görevini düzenleyen 5271 sayılı CYY.170. maddesi hükmüne göre, suçun işlendiği hususunda yeterli delil değil, daha geniş anlamlı bir kavram olan yeterli şüphe bulunmasının, savcının dava açan iddianameyi düzenlemesi için gerekli bir neden ve zorunlu koşul olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda şüpheli hakkında iddianame düzenlenerek yapılacak yargılamada şüphelinin lehine ve aleyhine tüm delillerin görevli mahkemesince tartışılması hukuken isabetli olacaktır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, yasa yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yapılan açıklamalar ışığında yerinde görüldüğünden, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesince kesin olarak verilen 22.02.2007 gün ve 2007/114 müteferrik sayılı kararın Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca Yasa Yararına BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4/a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 06.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy