(765 S. K. m. 95, 392, 413) (647 S. K. m. 4, 5, 6) (5275 S. K. m. 122) (6183 S. K. m. 51) (5237 S. K. m. 7, 52, 62, 152, 168) (5252 S. K. m. 9) (YCGK. 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.) (YCGK. 04.03.2003 T. 2003/9-24 E. 2003/20 K.)
Dava: Umumi yolu bozmak suçundan sanık Durgut Kahya'nın, 765 s. Türk Ceza Yasasının 392, 413, 647 s. Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri uyarınca 520.065.000 Türk Lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına, ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir aylık sürenin sona erdiği veya süresinde ödenmeyen taksit sebebiyle kalan miktarın muaccel olduğu tarihten başlayarak bakiye para cezasına 6183 s. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesi uyarınca gecikme zammının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına, bu cezasının 647 s. Kanun'un 6. maddesi gereğince ertelenmesine, evvelce işlemiş olup ertelenmiş bulunan Didim Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.3.2003 gününde kesinleşen, 21.2.2003 günlü ve 2001/252 Esas, 2003/60 s. kararıyla hükmedilen 1.328.745.600 Türk Lirası ağır para cezasının 765 s. Kanun'un 95/2. maddesi uyarınca aynen infazına dair, Didim Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2004 günlü ve 2004/53-301 s. kararının infazı sırasında, 01.06.2005 gününde yürürlüğe giren 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, önceki hükmün aynen infazına ilişkin, Didim Asliye Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 28.06.2006 gün ve 2004/53-301 s. ek karar aleyhine Adalet Bakanlığınca verilen 5.7.2007 tarih ve 35820 s. Kanun Yararına Bozma isteğini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 9.8.2007 tarih ve 151921 s. tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Karar: Tebliğnamede 1- Didim Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2004 günlü kararı ile ilgili olarak; sanık hakkında, umumi yolu bozmak suçundan tayin edilen cezanın 765 s. kanun'un 95/2. maddesi uyarınca aynen infazına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinde,
2- Didim Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2006 günlü ek kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 s. Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2005 günlü ve 2005/3-162-173 s. kararına nazaran, lehe kanununun saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezasının kişiselleştirilmesine ait bir hükmün uygulanması olanağı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde,
647 s. Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 1.6.2005 gününde yürürlüğe giren 5275 s. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 122. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış bulunması karşısında, 647 s. Kanun'un 4786 s. Kanun'la değişik 5/5. maddesi uyarınca ödenmeyen para cezasına 6183 s. Kanun'un 51. maddesinde belirtilen gecikme zammının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı biçimde önceki hükmün aynen infazına karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
1- 765 s. TCY'nın 95/2. maddesi Cürüm ile mahkum olan kimse hüküm gününden itibaren beş sene içerisinde işlediği sair bir cürümden dolayı evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya yahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkum olmazsa, cezası tecil edilmiş olan mahkumiyeti esasen vaki olmamış sayılır. Aksi takdirde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olunur. Hükmünü içermektedir. Bu hükme göre cezası ertelenmiş sanık hakkında son işlediği suçtan verilen cezanın ertelenmemiş olması durumunda ertelenmiş cezanın da infazına karar verilmesi gerekmekte, son suça ait olarak verilen cezanın ertelenmesi halinde önceki cezanın çektirilmesini gerektiren bir hüküm bulunmamaktadır.
2- 5237 s. Türk Ceza Kanununun zaman bakımından uygulanma başlıklı 7. maddesinin 2.fıkrasında, Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasa ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan yasa uygulanır ve infaz olunur. biçimindeki hükmün 1.6.2005 gününden önce kesinleşmiş hükümler açısından uygulanma yöntemine ait ayrıntılar 5252 s. TCY.nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1.fıkrasında, 1.6.2005 gününden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak TCK. nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği belirtilmiş olmasına karşın, bu düzenlemenin genel kural niteliği taşımadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu sebeple failin lehine olan kanun hükmünün uygulanabilmesi açısından hangi durumlarda duruşma açılarak yargılama yapılması gerektiğinin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Önceki ve sonraki kanun hükümlerinden hangisinin fail (sanık) lehine olduğunu saptamak için her bir somut olayı Y.C.G.Kurulunun 04.03.2003 gün, 2003/9-24 E, 2003/20 K. s. kararları doğrultusunda irdeleyerek;
a- Herhangi bir inceleme ve araştırmayı,
b- Kanıt tartışmasını,
c- Takdir hakkının kullanılmasını,
d- Sonraki yasayla değiştirilen suçun öğelerinin yeniden değerlendirilmesini,
Gerektiren hallerde duruşma açılarak; belirtilen hallerin dışında ise, 5252 s. Kanunun 9/1 maddesi uyarınca lehe olan hükümlerin derhal uygulanabilmesi olanaklı bulunduğundan, evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verilmesi gerekir.
Bu açıklamalar karşısında, 765 s. TCY.nın 392/1, 413. maddeleri ve 647 s. Kanunun 4. maddesi uygulanarak cezalandırılmış olan hükümlü hakkında 5237 s. TCY'nın 152/1. 168. 52. 62. maddelerinin sanığın lehine olup olmadığına ait karşılaştırma ve öğe değerlendirmesi, bir takdir hakkının kullanılmasını gerektirdiğinden duruşma açılarak karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır.
3- Hüküm tarihinde, 647 S. Kanunun 5275 S. Kanunun 122. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı gözetilmeden hükmolunan para cezasının ödenmemesi halinde 6183 S. Kanununun 51. maddesinde belirtilen gecikme zammının uygulanmasına karar verilmesi de hukuka aykırıdır.
Sonuç: Açıklanan gerekçelerle Didim Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2006 gün ve 2004/53-301 s. ve 15.10.2004 günlü 2004/53-301 s. kararının aynan infazını öngören Ek Kararının 5271 s. CYY'nın 309/3. maddesi uyarınca Kanun Yararına BOZULMASINA, gereği için dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine, 02.10.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy