(5271 S. K. m. 170, 174, 309)
Dava: İmar kirliliğine neden olma suçundan şüpheli N. T. ve diğer sanıklar hakkında yapılan soruşturma sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20.3.2008 tarihli iddianamenin, 5271 sayılı C.Y.Y.nın 170, 174. maddeleri uyarınca iadesine ilişkin İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.3.2008 tarihli kararına karşı yapılan itirazın reddine dair İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 4.4.2008 gün ve 2008/331 D. İş sayılı kararın Adalet Bakanlığınca 15.5.2008 gün ve 28310 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 6.6.2008 gün ve 121014 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede Dosya kapsamına göre, aynı dava ile ilgili olarak daha önce düzenlenen iddianamenin iadesine ilişkin kararda gösterilen eksiklik giderilmeden, şüphelilerden N. T. hakkında dava açılmasını gerektirir yeni deliller toplanmadan bu sanık hakkında dava açıldığından bahisle iade kararı verilmiş ise de,
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca daha önce düzenlenen iddianamenin, dava konusu yerin tapu kaydı temin edilmeden ve suç tarihinde İstanbul'da oturduğunu belirten şüpheli N. T.'in atılı suça ne şekilde katıldığına dair deliller gösterilmeden, bu şüpheli hakkında dava açmaya yeterli delil bulunmadığı halde dava açıldığı gerekçesiyle iade edildiği, bu karara yönelik itirazın da reddedilmesini müteakip, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, suça konu yerin tapu kaydının getirtildiği ve tapu maliki olan M. İ.'ın öldüğünün belirlendiği, adı geçenin nüfus aile kayıt tablosu celbedilerek mirasçıları hakkında iddianame düzenlendiği, şüpheli N. T.'in de diğer şüphelilerle birlikte adı geçenin mirasçısı olduğu cihetle, önceki iade kararının gereğinin yerine getirilmediğinden söz edilemeyeceği gibi, bahsi geçen hususun iddianamenin iadesi sebebi olamayacağı gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir. Gereği görüşüldü;
Karar: 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 174/1 maddesinde; Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, c) Önödemeye veya uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen, iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir. Aynı Yasanın 170/2 maddesinde; Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler. Anılan Yasanın 170/3 maddesinde; Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede; a) Şüphelinin kimliği, b) Müdafii, c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği, d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanuni temsilcisi, e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği, f) Şikayette bulunan kişinin kimliği, g) Şikayetin yapıldığı tarih, h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri, i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, j) Suçun delilleri, k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı, tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri, gösterilir. hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada yer alan 30.7.2007 tarihli yapı tatil tutanağında ruhsatsız binanın sahiplerinin, M. İ. mirasçıları olduğunun belirtildiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca, yapılan araştırma sonucu anılan kişilerin mirasçılarının kimler olduğunun nüfus kaydı getirtilerek belirlendiği, şüpheli N. T.'in de ölen M. T.'in mirasçıları arasında bulunduğunun resmi belgeyle saptandığı, bu durumda İzmir Buca Belediyesi yetkililerince düzenlenen yapı tatil tutanağında belirtilen ruhsatsız bina sahipleriyle adı geçen şüpheli arasındaki hukuki bağın kurulduğu görülmektedir. Buca Belediyesi yetkililerinin düzenlediği yapı tatil tutanağının şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. Sanığın savunmasının doğruluğunun mahkemece araştırılması ve toplanan tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi sonucu sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekmektedir. Kovuşturma aşamasına ilişkin faaliyetleri yerine getirme yetkisinin mahkemeye ait olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Cumhuriyet savcısı yeterli şüphe oluşturan delile ulaştığında soruşturmayı tamamlayıp görevli mahkemeye kamu davası açacaktır. Somut olaya ilişkin iddianamede, şüpheli N. T. hakkında kamu davası açılmasını gerektiren delillerin, nelerden ibaret olduğunun adı geçen şüpheliyle bağlantısı kurularak açıklandığı görülmektedir. Belirtilen nedenlerle iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazı inceleyen merciin verdiği ret kararı hukuka aykırıdır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yapılan açıklamalar ışığında yerinde görüldüğünden, imar kirliliğine neden olma suçundan şüpheli N. T. ve diğer sanıklar hakkında düzenlenen iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 4.4.2008 gün ve 2008/331 D. İş sayılı kararın, 5271 sayılı C.Y.Y.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 12.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy