(5237 S. K. m. 52, 263) (765 S. K. m. 261) (625 S. K. m. 23) (Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği m. 38)
Dava ve Karar: Kanuna aykırı eğitim kurumu işletmek suçundan sanıklar Z.D., A.A. ve İ.A.'in 5237 sayılı TCY'nın 263/1, 52/2. maddeleri gereği 1.800 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Adana 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 11.3.2008 tarihli ve 2007/647 esas 2008/152 sayılı kararının Adalet Bakanlığı'nca yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25.06.2008 gün ve 126818 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede; Sanıkların, kanuna uygun olarak kurulmuş ve işletilen Özel Doruk Dershanelerinde yönetici olarak görev yaptıkları, adı geçen dershanenin şubelerinde öğretmenlik yapma şartlarını taşımayan lise mezunu U.D. ile Mersin İli Tarsus İlçesi Atatürk Biyoloji Öğretmeni S.Ç.'yi izinsiz ve onaysız öğretmen olarak çalıştırmak şeklinde tespit edilen eylemlerinde, dershanelerde çalıştırılacak öğretmenlerin niteliklerinin Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 263. maddesinde suçun unsuru olarak kanuna aykırılığın aranması karşısında sanıkların üzerlerine atılı suçtan beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir denilmektedir. Gereği görüşüldü:
İncelenen dosyada, Özel Doruk Dershanesi şube müdürleri olan sanık A.A.'nun; Tarsus Atatürk Lisesi Biyoloji öğretmeni olan S.Ç.'yi izinsiz, onaysız öğretmen olarak çalıştırması aynı derslilerin diğer şubelerinin müdürleri olan öbür sanıkların da lise mezunu olan U.D.'ı, şartların taşımadığı halde öğretmen olarak çalıştırdıkları kabul edilerek kanuna aykırı eğitim kurumu işletme suçundan cezalandırıldıkları anlaşılmaktadır.
Kanuna aykırı eğitim kurumu açma ve işletme suçu, 5237 sayılı TCY'nın 263. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemenin yasal öğelerinin anlaşılabilmesi için, değişiklik yapılan metinlerinin de incelenmesi gerekmektedir.
TCK 1997 Ön tasarısının 417/1. maddesinde bu suça ilişkin düzenleme şu şekildedir:
Kanun ve nizamlara aykırı olarak okul veya dershane, okul öncesi eğitim kurumu, kurs, öğrenci yetiştirme ve çalıştırma veya eğitim merkezi ve benzeri kurumları açanlara ve buralarda öğretmenlik yapanlar ile bunları çalıştıranlara bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
TCK 2000 Öntasarısının 417/1. maddesi ile Hükümet Tasarısı'nın 418/1. maddesinde aynen korunmuş olan bu düzenleme, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen metinde nizamlara ve ve benzeri kelimeleri çıkartılarak suçun yalnızca yasaya aykırı eylemle ve kurumsal bir faaliyet biçiminde işlenebileceği belirtilmiştir;
Kanuna aykırı olarak eğitim kurumu açanlara ve buralarda öğretmenlik yapanlar ile bunları çalıştıranlara altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerde maddenin birinci fıkrasıyla ilgili olarak verilen önerge üzerine kabul edilerek yasalaşan metin ise şöyledir;
(1) Kanuna aykırı eğitim kurumu açanlara, bunları çalıştıranlara ve bu kurumlarda kanuna aykırı olarak açıldığını bildiği halde öğretmenlik yapanlara, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
Yasalaşma sürecinden anlaşılacağı gibi, Tasarı metinlerinde nizamlara aykırı eğitim kurumu açılması ve çalıştırılması suç olarak kabul edilmiş iken, Adalet Komisyonunda yapılan değişiklik ile suçun yalnızca yasaya aykırılıkla ve kurumsal faaliyet biçiminde işlendiğinde oluşacağı benimsenmiş ve bu şekli yasalaşan metinde de korunmuştur. 5237 sayılı Yasa'nın 263. maddesinde 29.06.2005 tarihli ve 5377 sayılı Yasayla yapılan değişiklik sonucunda madde metni şu şekilde düzenlenmiştir:
Kanuna aykırı olarak eğitim kurumu açan veya işleten kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
5377 sayılı yasa değişikliğinde de suçun yalnızca yasaya aykırılıkla oluşacağı belirtildiği gibi, önceki metinde bulunan öğretmenlik yapanlarla ilgili eyleme de artık yer verilmemiştir. 5377 sayılı Yasa değişikliğine ilişkin gerekçede, suçun maddi öğesiyle ilgili olarak şu konular açıklanmıştır (Prof. Dr. İ.Ö., Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi, 1.B. s.1027);
Suçta kanunilik ilkesinin gereği olarak, bu suç tanımında kanuna ibaresinin yanı sıra ayrıca tüzük ve yönetmeliklere ibaresine yer verilmemiştir. Bu bakımdan kurumsal nitelikte eğitim ve öğretim faaliyetinde bulunmak amacına yönelik okul veya dershane açılmasının suç oluşturabilmesi için, bunun açılış veya işletiliş koşulları bakımından kanuna aykırı olması gerekir. Başka bir deyişle, ancak kanunla belirlenen koşullara aykırı olmasına rağmen bir okul veya dershanenin açılması veya işletilmesi, söz konusu suçu oluşturacaktır.
Görüldüğü üzere 765 sayılı Yasa'nın 261. maddesindeki suçtan farklı olarak, 5237 sayılı TCY'nın 263. maddesinde suç sayılan eylemin kurumsal nitelikte bir eğitim faaliyetinde bulunulması ve eylemin yalnızca yasaya aykırı açma veya işletme ile oluşması zorunludur. Yasaya aykırılık, eğitim kurumunun açılması ve işletilmeye başlanılmasıyla ilgili yasal gereklere uyulmaması biçiminde gerçekleşeceği gibi, suçun yasaya aykırı işletilme öğesinin de aynı biçimde, kurumun yasaya uygun açılması ve işletilmesi için gereken zorunluluklara uyulmaması şeklinde gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu bakımdan, yasaya uygun biçimde açılmış bulunan bir eğitim kurumunun işletilmesi sırasında eğitime, fiziki koşullara veya mali düzenlemelere yönelik olarak çeşitli yasal hükümlere aykırılığın bulunması ve idarenin denetiminde bunlarla ilgili önlemlerin alınması veya uyarıda bulunulup uygunluğun sağlanması tek başına yasaya aykırı işletmenin bulunduğu anlamına gelmeyecektir. Bu nedenlerle yasaya uygun olarak açılmış bulunan bir eğitim kurumunun işletilme koşulları bakımından yasal dayanağının ortadan kalkması durumunda ancak yasaya aykırı işletilme öğesinin gerçekleştiği kabul edilebilir.
Diğer taraftan, Özel öğretim kurumlarında çalıştırılacak öğretmenlerle ilgili olarak suç tarihinde yürürlükte bulunan mülga 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Yasası'nın 23. maddesinde, çalıştırılacak öğretmenlerle ilgili koşullar açıklanmayıp, yalnızca gerekli şartları taşımaları gerektiği belirtilmiş, gerekli şartlar da ilgili Yönetmelikte düzenlenmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle mahkemenin suç öğelerinin bulunması nedeniyle sanıklar hakkında beraatları yerine hükümlülüklerine karar vermesi yasaya aykırı görüldüğünden tebliğnamedeki bozma düşüncesi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CYY'nın 309. maddesi uyarınca; Adana 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 11.03.2008 tarihli ve 2007/647 esas, 2008/152 sayılı kararının yasa yararına BOZULMASINA, eylemlerinin kanunda suç olarak düzenlenmediği anlaşıldığından, 5271 sayılı CYY'nın 223/2-a. maddesi gereği, sanıklar Z.D., A.A. ve İ.A.'in 5237 sayılı TCY'nın 263/1. maddesi uyarınca haklarında açılan kamu davalarından Beraatlerine, 08.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy