(5237 S. K. m. 35, 73, 86, 106, 116) (5395 S. K. m. 24) (5271 S. K. m. 170, 174, 253) (Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik m. 8, 12)
Dava: Silahlı tehdit, kasten yaralamaya teşebbüs ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından sanık Cafer Çetin hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15.5.2008 tarihli ve 2008/3614 soruşturma, 2008/1391 esas, 2008/117 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanunun 174. maddesi gereğince iadesine dair, Osmaniye Çocuk Mahkemesinin 02.06.2008 tarihli ve 2008/119 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Osmaniye 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 06.06.2008 tarihli ve 2008/294 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 22.07.2008 gün ve 39463 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.08.2008 gün ve 164992 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede Dosya kapsamına göre, çocuk şüphelinin üzerine atılı suçların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında olduğu ve uzlaşma hükümleri uygulanmadan dava açıldığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 19.12.2006 tarihli ve 26381 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ilişkin Kanun'un 24. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi değiştirilmiş olup, bu değişiklikten önce yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 73. maddesine göre, uzlaşma teklifinin suçu kabullenmesi şartıyla önce şüpheliye yapılması kuralı kaldırılarak, taraflardan birine yapılan teklife olumsuz cevap verilmesi halinde uzlaşmanın uygulanamayacağı şeklinde yeni düzenleme getirildiği, usul hükümündeki bu değişikliğinin derhal yürürlüğe gireceği de göz önüne alındığında, müştekilerin 11.08.2006 tarihli kollukta verdikleri ifadelerinde uzlaşmak istemediklerini beyan etmeleri karşısında, Cumhuriyet savcısınca artık uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilmektedir.
5271 sayılı CYY'nın 174/1. maddesinde "(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c) Önödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen,
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir. hükmü düzenlenmiştir.
26.7.2007 tarihinde 26594 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikin 8. maddesinde Soruşturma konusu suçun, uzlaşmaya tabi olması ve işlendiği hususunda yeterli şüphenin bulunması halinde; Cumhuriyet Savcısı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Cumhuriyet Savcısının yazılı ya da acele hallerde sözlü talimatı üzerine, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene adli kolluk görevlisi de uzlaşma teklifinde bulunabilir., Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir. hükmüne yer verilmiş ise de uzlaşmanın yakınan ya da sanık tarafından reddinden sonra diğer tarafa ayrıca teklifinin zorunlu olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.
Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Osmaniye C. Başsavcılığının 2008/3614 soruşturma sayılı iddianamesini iade eden Osmaniye Çocuk Mahkemesinin 02.06.2008 tarihli iade kararına yapılan itirazı incelemiş ve şüpheli Cafer Çetin'in silahla tehdit, yaralamaya teşebbüs ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarını işlediği iddiasıyla 5237 sayılı TCY'nın 106/2-a, 116/1, ve 86/2, 35. maddeleri uyarınca kamu davasını açan iddianameye ilişkin soruşturma dosyasında, çocuk şüpheliye ilişkin Çocuk Koruma Yasasının 24. maddesi uyarınca iddia olunan suçların uzlaşma hükümlerine tabi oldukları ve dolayısıyla taraflara uzlaşma yönetmeliğinde öngörülen usule göre uzlaşma teklif edilmediği gerekçesiyle verdiği iddianamenin iadesi kararını yerinde bularak C. Savcılığının itirazını reddetmiştir.
Yakınan Osman Toplu, kollukta 11.8.2006 tarihinde alınan ifadesinde uzlaşmak istemediğini açıklamıştır. Diğer şüphelilerle birlikte aynı dosya üzerinden yürütülen soruşturmanın şüpheli Cafer Çetin'in suç tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle 15.5.2008 tarihinde ayrılmasına karar verildiği ve daha sonra şüpheli hakkında iddianame düzenlendiği anlaşılmaktadır.
5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının suç tarihinde yürürlükte bulunan uzlaşma başlıklı 24/1. maddesi uyarınca; Suça sürüklenen çocuklarla ilgili olarak uzlaşma, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan veya kasten işlenen ve alt sınırı iki yılı aşmayan hapis veya adli para cezasını gerektiren ya da taksirle işlenen suçlarda uygulanır. Uzlaşmanın uygulanabilmesi için gereken usul hükümleri ise 5271 sayılı CYY.nıın 253. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde, 6.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Yasanın 24. maddesi ile değiştirilmiştir.
CYY.nın suç tarihinde yürürlükte olan 253. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında fail ve mağdura uzlaşma teklifinin C. Savcısı tarafından yapılacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenle, yakınanların uzlaşmaya ilişkin açıklamalarının yer aldığı 11.8.2006 tarihinde kolluğun taraflara uzlaşma teklifinde bulunma yetkilerinin olmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar anılan CMK.nun 253. maddesinin 5560 sayılı Yasanın 24. maddesi ile değiştirilmesi sonrasında değişik 253/4. madde uyarınca C. Savcısının talimatı üzerine adli kolluk görevlisinin de şüpheli ve mağdura uzlaşma teklifinde bulunabileceği belirtilmiş ise de, mağdurların ifadelerinin alındığı tarihte kolluğa uzlaşma teklifi etme yetkisi verilmemiştir. Uzlaşma teklifi etme yetkisi bulunmayan kolluğun, soruşturma konusunda mağdurların görgü ve yakınmalarını tutanağa kaydettiği sırada uzlaşmayla ilgili irade açıklamalarının da kaydedilmiş olmasının hukuki bir geçerliliği olmadığından, ortada uzlaşma girişiminde bulunulduğunu kabule yeterli ve geçerli bir uzlaşma teklifi de bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, iddianamenin düzenlediği 15.5.2008 tarihinde yürürlükte bulunan CYY.nın 5560 sayılı Yasa ile değişik 253/4. maddesi uyarınca, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulan şüpheli veya mağdur, uzlaşma teklifinden itibaren üç gün içerisinde kararını bildirmediği takdirde teklif reddedilmiş sayılacağından, ayrıca diğer tarafa teklifte bulunulması gerekmemektedir. Yine, aynı maddenin değişik 5. fıkrası uyarınca; uzlaşma teklifinde bulunulması halinde uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukuki sonuçları anlatılır. Böylece tarafların uzlaşma kurumu konusunda bilgilendirildikten sonra özgür iradelerinin alınması istenilmiştir. Bundan ayrıca, uzlaştırmanın usul hükümleriyle ilgili olarak 26.7.2007 tarihli ve 26594 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanuna Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 8 ile 12. maddelerinde uzlaşma teklifinin ne şekilde yapılacağı ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Uzlaşma, ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından bir yönüyle maddi hukukla ilişkili bulunmakla birlikte, diğer yönleriyle bir Usul Hukuku kurumu olduğundan, Ceza Yargılama Hukukunda geçerli bulunan derhal uygulanma ilkesi uyarınca, CYY.nın 5560 sayılı Yasanın 24. maddesi ile değişik 253. maddesi ile Yönetmelik hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihte yapılması söz konusu olan usul işlemleri bakımından da uygulanılması zorunludur. Buna karşın incelenen dosyada, bahse konu yasa ve yönetmelik değişikliklerinin yürürlükte bulunduğu tarihlerde soruşturmanın sürdürülmüş olmasına karşın, bu değişikliklerden önceki yasal düzenlemeler bakımından hukuka uygun bir uzlaşma teklifi bulunmadığı gibi, anılan değişikliklere uygun olarak da şüpheli veya mağdura uzlaşma teklifinde bulunulmadığı anlaşılmaktadır.
Şu halde, iddianamenin 15.8.2008 tarihinde düzenlendiği gözetildiğinde, C. Savcısının CYY.nın değişik 253. maddesi ve Yönetmelik hükümleri uyarınca bizzat veya yetki vereceği kolluk aracılığı ile usulüne uygun biçimde bilgilendirme de yapılarak şüpheliye (şüphelinin teklif tarihinde 18 yaşını tamamlamış olması durumunda bizzat kendisine, aksi durumda yasal temsilcisine) ve mağdura uzlaşma teklifinde bulunarak sonucuna göre ilgili işlemleri yapması gerekirken, uzlaşma girişiminde bulunmaksızın iddianame düzenlemek suretiyle CYY.nın 170-1-c maddesine aykırı davranmış olması nedeniyle Osmaniye Çocuk Mahkemesinin iddianamesinin iadesi kararı ile bu karara yapılan itirazın reddine ilişkin Osmaniye 1. Ağır Ceza mahkemesinin 6.6.2008 tarihli ve 2008/294 değişik iş sayılı kararı hukuka uygun bulunduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki yasa yararına bozma isteyen görüş yerinde görülmeyerek 5271 sayılı CYY.nın 309. maddesi uyarınca Yasa Yararına Bozma İsteminin REDDİNE, 21.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy