(5271 S. K. m. 223) (5237 S. K. m. 297) (1136 S. K. m. 58, 59)
Dava: İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan şüpheli Avukat E.T. hakkında son soruşturmanın açılması talebini kapsayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10.05.2007 tarih ve 2007/89608-17033-800 sayılı iddianame üzerine sanığın suç işleme kastının bulunmaması sebebiyle 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu'nun 223/2-c maddesi uyarınca beraatine dair, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2007 tarihli ve 2007/103-289 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 23.07.2008 gün ve 40357 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.08.2008 gün ve 165000 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Karar: Tebliğnamede Dosya kapsamına göre, şüpheli Avukat E. T'in tutuklu müvekkili ile görüşmek amacıyla 17.01.2007 tarihinde gittiği Ankara 2 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kanun, tüzük, yönetmelik ve bakanlık genelgeleri uyarınca yanında cezaevinde sokulması yasaklanmış veya yasaklanmamış veya suç teşkil eden hiçbir eşya, madde ve cisim bulunmadığına dair yazılı beyanda bulunduğu halde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 297. madde hükmüne göre, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük ve Adalet Bakanlığı genelgelerine aykırı olarak bir adet cep telefonu bataryası ile ceza infaz kurumuna girmeye çalıştığından bahisle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59/1-2. maddesi uyarınca verilen kovuşturma iznine istinaden, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca son soruşturmanın açılmasına karar verilmek üzere iddianame tanzim olunduğu, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesince de sanığın suç işleme kastının bulunmaması sebebiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş ise de,
Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılacak inceleme sonucunda şüpheli hakkında son soruşturma açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, bu karar verilmeden önce anılan Kanun'un 59/3. maddesi uyarınca şüpheli avukatın toplanmasını istediği bazı deliller var ise mahkeme başkanının bunları nazara alarak soruşturmayı derinleştirme yetkisinin bulunduğu, toplanacak delillere göre de son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verebileceği, şüpheli hakkında mevcut delillerin takdir ve değerlendirilmesinin ise son soruşturma aşamasında yetkili mahkemesine ait olacağı cihetle, işin esasına müessir olacak şekilde, sanığın suç işleme kastının bulunmadığından bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-c maddesi uyarınca beraatine dair karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
Gereği görüşüldü:
1136 sayılı Avukatlık Yasasının 58. maddesine göre Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır."
Aynı Yasanın 59. maddesinde ise, 58. maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.
Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir. İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir. hükümleri yer almaktadır.
Maddi olayda şüpheli avukatın tutuklu müvekkilini cezaevinde ziyaret etmek istediği sırada, giriş kapısından geçerken çantasında cezaevine sokulması yasak olan telefon bataryası bulundurduğu anlaşılmıştır.
Şüpheli avukatın tutuklu olan müvekkilini ziyareti ve görüşmesi savunma görevinin gereğidir. Dolayısıyla eylemin görev sırasında işlendiği kabul edilmelidir. Şüpheli avukat hakkında 1136 sayılı Yasanın 59. maddesi uyarınca işlem yapılması, toplanmasını istediği deliller var ise mahkeme başkanının bunları gözeterek soruşturmayı derinleştirme yetkisinin bulunması ve kanıtların değerlendirilmesinin mahkemeye ait olması karşısında son soruşturmanın açılmasına yer olup olmadığı kararı vermekle yetinmesi gerekirken, yargılama yapılarak davanın beraatle sonuçlandırılması hukuka aykırıdır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Yasa Yararına Bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilip temyiz edilmeksizin kesinleşen 23.11.2007 gün 2007/103 - 289 sayılı kararın CYY'nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 18.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy