(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 223, 230)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç gününe göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Anayasanın 141. CYY.nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetime de olanak verecek biçimde, iddia ve savunma dahil olmak üzere, kabule götüren bütün verileri, bu veriler hususunda mahkemece ulaşılan kanaati ve hükme dayanak yapılan kanun ve maddesini yansıtacak nitelikte gerekçe içermesi gerektiği gözetilmeden, CYY.nın 223/2. madde ve fıkrasında belirtilen hallerden hangisinin esas alındığı gösterilmeden ve sadece eylemin ağır eleştiri sınırlarında kaldığından söz edilmekle yetinilerek, gerekçeden yoksun olarak beraat kararı verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı ve katılan Devlet Bahçeli vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20.10.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Mahkeme kararlarında gerekçe; iddia ve savunma çerçevesinde ileri sürülen deliller ile sonuç arasında kurulan bağdır. Bir başka ifade ile hakimin takdir hakkının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak açıklanmasıdır.
Anayasanın 141, 5271 CMK- 34/1, 223, 230. ve 232. maddeleri gereğince mahkeme kararlarının öncelikle davanın taraflarını, iddia ve savunma makamlarını ve daha sonra da kamuyu ikna edecek ve güven telkin edecek biçimde açık, istinaf ve temyiz denetimini olanaklı kılacak şekilde gerekçeli yazılması, gerekçelerde tutarlılık denetiminin sağlıklı bir biçimde yapılabilmesi açısından kararın dayandığı tüm verilerin ve bu verilerin tartışılması neticesinde mahkemenin ulaştığı sonuçların, reddedilen ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiği kabul edilen delillerin açıkça gösterilmesi; iddia savunma ve tanık anlatımlarına ait değerlendirmenin gerekçeye yansıtılması, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ile bunun kanuni nitelendirilmesi, uygulanan kanun maddeleri, suçun işlendiği yer, gün ve zaman dilimini ve başvurulacak yasa yolu ile süresini ve merciini ihtiva etmesi gerekmektedir. Bu ilke Dairemizce de öteden beri kararlı bir şekilde savunulup titizlikle uygulanan bir husustur.
Ancak; kanun koyucu beraat kararlarının gerekçesinin mahkumiyet kararlarıyla sair kararlarda olduğu gibi mutlaka kapsamlı ve detaylı olması gerektiği hususunda bir zorunluluk öngörmemiştir. Zaten bu husus beraat kararının özünden ve niteliğinden kaynaklanmaktadır. 5271 s. CMK-230/2. fıkrasına göre beraat kararlarının CMK- 223/2. fıkrasında gösterilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi yeterlidir. Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesi beraat kararının gerekçesini sanığın eyleminin suç teşkil etmediği, eleştiri sınırlarında kaldığı hususuna dayandırmıştır ki bu gerekçe CMK- 223/2. fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde ön görülen şekle uygun bir gerekçedir. Bu sebeple yerel mahkeme kararının gerekçeden yoksun olduğu yolundaki sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 20.10.2010 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy