(5237 S. K. m. 191) (YCGK. 18.03.2008 T. 2008/9-7 E. 2008/56 K.)
Dava: Katılan hakkında, uyuşturucu madde temin etmek suçundan dolayı Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 19.04.2005 gün ve 166-135 sayı ile mahkumiyet kararı verildiğinde katılanın vekaletnameli veya zorunlu bir müdafiinin bulunmayıp, katılanın bu kararı temyiz etmesi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 07.06.2005 gün ve 105941 sayı ile (temyiz incelemesi yapılmaksızın) lehe yasa uyarlaması yapılması için mahalline iade edildiği, mahkemece 30.06.2005 günlü tensiple katılana duruşma gününü bildirir çağrı çıkartılmasına ve katılana zorunlu müdafii tayini için Baro Başkanlığına yazı yazılmasına karar verilip, Antalya Baro Başkanlığının 25.08.2005 tarihli yazısı ile de, avukat olan sanığın katılanı savunmak için görevlendirildiği, katılana çıkartılan duruşma davetiyesi kendisine tebliği edilemeyip, katılanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının dosyayı iade aşamasından sonraki hiçbir duruşmaya katılmadığı, sanığın 25.10.2005 tarihli duruşmaya gelip, mahkemece katılanın müdafii sıfatıyla duruşmalara kabulüne karar verildiği, sanığın hazır olmadığı bir sonraki 07.12.2005 tarihli duruşmada hükmün verilip gerekçeli kararın sanığa tebliği edilmesine karşın, sanığın hükme karşı yasa yoluna başvurmadığı anlaşılmış ise de, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 gün 2008/9-7-56 sayılı kararında açıklandığı üzere, kendisine zorunlu müdafii atanan sanığın bu müdafii azletme ve değiştirilmesini isteme hakkı bulunmaktadır. Kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar olan sanık buna ses çıkarmazsa, zorunlu müdafiinin yapmış olduğu ve kendisinin açıkça karşı çıkmadığı tüm tasarrufların sonuçlarına katlanmak zorundadır. Kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda ise; zorunlu müdafie yapılmış bulunan tefhim ve tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmaz. Bu durumda, hükmün sanığın kendisine de tebliğ edilmesi ve kendisine yapılan tebliğ üzerine sanık tarafından temyiz dilekçesi verilmesi halinde, temyiz davasının kabul edilmesinin gerekecek olması karşısında, bu hususlar tartışılıp, sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmemesi,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanığın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 01.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy