(5237 S. K. m. 257) (5271 S. K. m. 170, 174) (5393 S. K. m. 49)
Dava: Görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan şüpheli H.K. hakkında yapılan soruşturma sonucunda Emet Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 4.6.2008 tarihli ve 2008/84 sayılı iddianamenin 5271 sayılı CYY.nın 170. maddesine uygun bulunmadığı gerekçesiyle aynı yasanın 174. maddesi gereğince iadesine ilişkin Emet Asliye Ceza Mahkemesinin 16.6.2008 tarihli ve 192 sayılı iddianamenin değerlendirilmesi kararına yönelik itirazın reddine dair merci Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin 17.7.2008 tarihli ve 2008/305 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 06.11.2008 tarih ve 2008/55320 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 1.12.2008 gün ve 245084 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede Dosya kapsamına göre, soruşturma dosyası içeriğinden, kişilerin ne şekilde mağdur edildiği, kamu zararının olup olmadığı veya kişilere haksız bir kazanç sağlanıp sağlanmadığı hususunun anlaşılamadığı, sadece kontrolör ve kaymakamlık inceleme raporu ile yetinilerek dava açıldığı, tüm bu eksik hususların Sayıştay emekli uzman denetçilerinden rapor aldırılarak giderilmesi gerekirken eksik soruşturma ile şüpheli hakkında kamu davası açıldığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesinde öngörülen Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa, Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenler hükmü uyarınca dava açıldığı, iddianamede gösterilen olaylar ile ilgili olarak ibraz edilen deliller ve mahkemece toplanacak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar verilmesi gerektiği, mahkemenin bu delilleri yeterli görmez ise, kovuşturma safhasında her zaman bilirkişiye başvurabileceği gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilmektedir.
Gereği görüşüldü:
Karar: 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 174/1. maddesinde iade nedenleri; Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a- 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b- Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c- Önödemeye veya uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen,
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir ifadeleriyle gösterilmiştir Emet Asliye Ceza Mahkemesinin iddianamenin iadesi kararında iade nedeni olarak, yüklenen görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin suç öğelerinin oluşup oluşmadığının bilirkişi aracılığıyla incelenmesi gerektiği belirtilerek, iddianamenin bu yönden CYY.nın 170. maddedeki şekil şartlarının oluşmadığı iddiasıyla aynı yasanın 174/1-a maddesi uyarınca iade kararı verilmiştir. CYY.nın 170. maddesinin 3/j fıkra ve bendinde iddianamede suçun delillerinin gösterilmesi gerektiği belirtilmekte ve aynı maddenin 4. fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır denilmektedir.
Emet Cumhuriyet Başsavcılığının sanık hakkında düzenlenen iddianamesinde belediye başkanı olarak görev yaptığı sırada işlediği iddiasıyla sanığa yüklenen eylemin; 2003, 2005 ve 2006 Mali Yılları Bütçe Yasalarının ilgili hükümlerine ve 5393 sayılı Belediye Yasasının 49 ve geçici 1. maddelerine aykırı olarak, vizesiz (yetkili merci izin ve onayı olmaksızın) işçi çalıştırarak belediye bütçesinden harcama yapıp kamu zararına neden olunarak görevin kötüye kullanılması biçiminde gösterildiği anlaşılmaktadır.
5271 sayılı CYY.nın 170/2. maddesi uyarınca C. savcısının soruşturma sonucunda elde ettiği delillerin, suçun işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturması durumunda kamu davasının açılması zorunlu bulunmaktadır.
Diğer taraftan, 5237 sayılı TCY.nın 257. maddesinde düzenlenen görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun tamamlanması için görevin gereklerine aykırı davranışın; kişilerin mağduriyetine, kamu zararına veya kişilere haksız kazanç sağlanmasına neden olması gerektiği belirtilmiştir. Suç, yasada belirtilen bu neticelerden herhangi birinin gerçekleşmesi ile tamamlanmaktadır. İddianamede eylemin kamu zararına yol açtığı iddia edilmiştir. Kamu zararı, görevin gereğine aykırı davranış sonucunda idarenin zarar görmesi şeklinde gerçekleşmelidir. Suçun oluşması bakımından, kamu idaresinin bir zarara uğradığının saptanması gerekmekle birlikte, zararın az ya da çok olması önemli bulunmadığından, eylemin niteliğine göre zararın varlığının mantıksal olarak kabul edilebildiği hallerde, zarar miktarının belirlenmesi zorunlu bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan, sanığa yüklenen eylemin işleniş biçimine göre, yasal yöntemlere uyulmaksızın işçi çalıştırılması durumunda belediye bütçesinden yapılan harcamalar dolayısıyla, kamu zararının doğacağına ilişkin yeterli şüphe nedenlerinin somut olayda gerçekleştiği de açıkça anlaşılmaktadır.
Sonuç: İddiaya konu eylemde kamu zararı ve diğer suç öğelerinin bulunmadığına ilişkin olarak yargılama sırasında savunma makamınca ortaya konulacak olan kanıtları irdeleyerek suç öğelerini değerlendirme yetkisinin mahkemeye ait bulunması karşısında, Emet Asliye Ceza Mahkemesinin iddianamenin iadesi kararının yasal dayanaklarının bulunmadığı anlaşıldığından, karara itirazı inceleyen merci Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin, itirazın kabulü yerine reddine karar vermiş bulunması yasaya aykırı görülmekle, iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin 17.7.2008 tarihli ve 2008/305 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı C.Y.Y.nın 309. maddesi uyarınca YASA YARARINA BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince, bozma doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere sonraki işlemlerin yerinde merciince tamamlanmasına, 04.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy