(5271 S. K. m. 160, 161, 170, 171, 172, 173, 174, 223) (5326 S.K. m. 15, 22, 23)
Dava: Görevi kötüye kullanmak suçundan sanık şüpheli Mehmet Ali Garip hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Terme Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24.01.2008 tarihli ve 2007/1135 soruşturma, 2008/22 esas, 2008/13 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanunun 174. maddesi gereğince iadesine dair, Terme Sulh Ceza Mahkemesinin 25.01.2008 tarihli ve 2008/10 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Terme Asliye Ceza Mahkemesinin 06.02.2008 tarihli ve 2008/14 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 11.04.2008 gün ve 21490 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.05.2008 gün ve 89729 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede 5271 Sayılı Ceza muhakemesi Kanunun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanunun 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği somut olayda Terme Cumhuriyet Başsavcılığına gelen bir telefon ihbarı ile mahalle arasında bir aracın çok yüksek sesle müzik çaldığının bildirilmesi üzerine, Cumhuriyet Savcısının Terme Emniyet Müdürlüğünü telefon ile arayarak ilgililer hakkında gürültü yapmak eyleminden dolayı Kabahatler Kanunun uyarınca işlem yapılmasını istediği, ancak şüpheli komiserin herhangi bir işlem yapmayarak görevini kötüye kullandığı iddiası ile düzenlenen iddianame Terme Sulh Ceza mahkemesince, iddianamede suç zaman diliminin gösterilmemesi ve memur olan şüpheli hakkında 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni alınmadan kamu davası açıldığından bahisle iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 160. maddesinde yer alan;
1- Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
2- Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlilerin marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Şeklindeki düzenleme ile aynı Kanunun 161. maddesinde yer alan;
1- Cumhuriyet Savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir, Cumhuriyet Savcısı, adli görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta O Yer Cumhuriyet Savcından söz konusu işlemi yapmasını ister.
2- Adli kolluk görevlileri, el koydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet Savcısına derhal bildirmek ve bu Cumhuriyet Savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.
3-Cumhuriyet Savcısı, adli kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hallerde, sözlü olarak verir, sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.
4- Diğer kamu görevlileri de, yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri, talep eden Cumhuriyet Savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür.
5- Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet Savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk amir ve memurları hakkında Cumhuriyet Savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır. Vali ve kaymakamlar hakkında 02.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri, en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hakimlerin görevlerinden dolayı tabi oldukları yargılama usulü uygulanır.
Biçimindeki düzenleme karşısında, eylemin adli soruşturma kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, kaldı ki her olayda başlangıçta eylemin suç veya kabahat nevinden olup olmadığını tespit etmenin mümkün olmadığı, keza bu husus kanun koyucu tarafından da öngörülerek, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 15/3. maddesinde Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabilir. Ancak, suçtan dolayı yaptırım uygulanmayan hallerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanır. şeklinde bir düzenlemeye yer verildiği, diğer yandan anılan Kanunun 23/2. maddesinde yer alan Bir suç dolayısıyla başlatılan soruşturma kapsamında bir kabahatin işlendiğini öğrenmesi halinde Cumhuriyet savcısı durumu ilgili kamu kurum ve kuruluşuna bildirebileceği gibi kendisi de idari yaptırım kararı verebilir. Biçimindeki düzenleme de nazara alındığında, Cumhuriyet Savcısının talimatını yerine getirmeyen şüpheli hakkında 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni alınmasına gerek bulunmadığı,
Öte yandan bir an için eylemin 4483 sayılı Kanun kapsamında kaldığı düşünülse bile, soruşturma izni alınmamasının iade sebebi olmayacağı eylemin anılan Kanun kapsamında kaldığının anlaşılması halinde mahkemece durma kararı verilerek soruşturma izni istenebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
Gereği görüşüldü:
5271 sayılı CYY'nın 170. maddesinde iddianamenin taşıması gereken özellikler belirtilmiştir. Bu maddeye göre 1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.
(3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;
a) Şüphelinin kimliği,
b) Müdafii,
c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,
d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanuni temsilcisi,
e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği,
f) Şikayette bulunan kişinin kimliği,
g) Şikayetin yapıldığı tarih,
h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,
i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
j) Suçun delilleri,
k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,
Gösterilir.
(4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır.
(5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.
(6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir.
Yine CYY'nın 174. maddesinde (1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c) Önödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen,
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
(3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.
(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez.
(5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir. hükmü yer almıştır.
Bunun gibi, CYY'nın 160/1. maddesi Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. ve 161/1-2. maddesi Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. ...Adli kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhal bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür. hükümlerini öngörmektedir.
5326 sayılı Kabahatler Yasasının 22. maddesi (1)Kabahat dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idari kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir.
(2) Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir.
(3) İdari kurul, makam veya kamu görevlileri, ancak ilgili kamu kurum ve kuruluşunun görev alanına giren yerlerde işlenen kabahatler dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye yetkilidir.
Aynı Yasanın 23. maddesinde (1) Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde bir kabahat dolayısıyla idari yaptırım kararı vermeye yetkilidir.
(2) Bir suç dolayısıyla başlatılan soruşturma kapsamında bir kabahatin işlendiğini öğrenmesi halinde Cumhuriyet savcısı durumu ilgili kamu kurum ve kuruluşuna bildirebileceği gibi, kendisi de idari yaptırım kararı verebilir.
(3) Soruşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması halinde Cumhuriyet savcısı bu nedenle idarî yaptırım kararı verir. Ancak, bunun için ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından idari yaptırım kararı verilmemiş olması gerekir. hükümlerine yer verilmiştir.
İddianamede, şüpheli komiser Mehmet Ali Garip'in, bir otomobil içinde yüksek sesli müzikle gürültü yaparak halkı rahatsız eden kişiler hakkında kabahat cezası kesilmesini isteyen C. Savcısının isteğine aykırı hareket ettiği iddia edilmektedir. Ancak C. Savcısının bir suç nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında değil, gürültü kabahati nedeniyle ceza uygulanmasını istemesi karşısında görevli komiserin bu istemi yerine getirmemesi adli görevin savsanması olarak değerlendirilemez. C. Savcısı, 5326 sayılı Kabahatler Yasasının 23. maddesi uyarınca kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde bir kabahat dolayısıyla idari yaptırım uygulaması yapabilir ya da bir suç dolayısıyla başlatılan soruşturma kapsamında bir kabahatin işlendiğini öğrenmesi halinde idarî yaptırım kararı verebilir. Dolayısıyla somut olayda söz konusu olan C. Savcısının bir suç soruşturması dolayısıyla ya da bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırması olmayıp, kabahat oluşturduğuna ilişkin bir kanaatle gürültü eylemine ilişkin kolluktan yaptırım uygulanmasını istemesi ancak bir ihbar niteliğindedir. Adli görev, kolluğa bir suç soruşturması kapsamında ya da 161/5. maddesinde belirtildiği gibi yasa kapsamında adliye ile ilgili görev ve işlere ilişkin olarak verilen emirlerle ilgilidir.
Buna karşın kolluk görevlisi olan şüpheli komiserin C. Savcısının ihbar niteliğindeki bildirimi hakkında idari yaptırım uygulatmaması eylemi, idari bir görevin savsanması niteliğindedir. Dolayısıyla şüpheli komiser hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanması gerekmektedir. Buna karşılık, C. Savcılığının sözü edilen eylem nedeniyle adli görevi savsamak suretiyle kötüye kullanma suçundan iddianame ile açtığı kamu davasında, eylemin, gürültü kabahati için yaptırım uygulatmayarak idari görevi savsama niteliği taşıdığı ve 4483 sayılı Yasa gereği son soruşturma izni alınması gerektiği düşüncesiyle iddianamenin iadesine karar verilmesi hukuka aykırıdır. Zira mahkemece, suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez. Bunun yanında soruşturma izni alınması ve sonucuna göre davanın açılması gerektiği ileri sürülerek iddianamenin iadesine karar verilmesi de isabetli değildir. CYY'nın 223/8. maddesi uyarınca soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Ancak bu durum iddianamenin iadesi nedeni olamaz. Zira, bu durum CYY'nın 170-174. maddelerinde öngörülen iddianamenin iadesi sebepleri arasında yer almamaktadır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Terme Asliye Ceza Mahkemenin 6.2.2008 gün ve 2008/14, Değişik iş sayılı İtirazın Reddi Kararının tebliğnameye uygun olarak Kısmen Yasa Yararına BOZULMASINA, kararın zaman dilimin gösterilmemesi nedeniyle iddianamenin iadesine ilişkin bölümünün aynen bırakılmasına,diğer işlerin mahallinde tamamlanmasına dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına İADESİNE, 08.07.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy