(5237 S. K. m. 53, 191, 265, 292)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
Ancak;
1- Kolluk görevlilerince hırsızlık şüphesi nedeniyle 24-11-2006 tarihinde yakalanan sanığın ekip otosuna bindirilirken görevlileri yaralayarak ellerinden kaçması eyleminde, sanığın tutuklu veya hükümlü bulunmaması nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 292/1 inci maddesinde düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığı düşünülmeden ve görevlilere şiddetle karşı koyup yaralayan sanığın eyleminin, TCK'nın 265 inci maddesindeki direnme suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan, hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,
2- Sanığın, hırsızlık suçu nedeniyle yakalanmasından sonra hakkında soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla dosyadaki nüfus kaydına göre gerçek kişi olan akrabası A. Y.'ın kimlik bilgilerini kolluğa verip bu kimlik bilgileriyle adli işlemlerin yapıldığının anlaşılması karşısında; sanığın bu eyleminin, TCY'nın 268/l. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 267/1 ve 269 uncu maddelerine uyan suçu oluşturacağı gözetilmeden, aynı Yasanın 206 ncı maddesiyle hüküm kurulması
3- 9.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 s. Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesi gereğince, uyuşturucu madde kullanan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi, altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki cezayla birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilebileceği,
Sadece ikinci fıkranın uygulandığı durumlarda, tedavinin ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde davanın düşmesine karar verilmesi, aksi halde birinci fıkra uyarınca ceza tayin edilmesi,
Düzenlenmiş olduğundan; uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında, belirtilen iki seçenekten biri uygulanırken nedenleri tartışılıp gerekçesi gösterilmeden, hapis cezasıyla tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin birlikte uygulanması,
4- Kabule göre de;
5237 sayılı TCY.nın 53/1-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve 53/1 - a,b,d,e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ve sanık B. Y. müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak hükümlerin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 10.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy