(5237 S. K. m. 7, 106, 107)
Dava: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) 5237 Sayılı T.C.K.nın 107. maddesine, 5377 Sayılı Kanun ile 2. fıkranın eklendiği 29.6.2005 tarihine kadar kişinin şeref ve saygınlığına yönelik açıklamalarla menfaat sağlama eyleminin yeni Ceza Yasasında şantaj suçu olarak tanımlandığı, dolayısıyla 765 Sayılı Ceza Yasasının yürürlükte olduğu tarihle yeni Ceza Yasasının yürürlüğe girdiği 1.6.2005-29.6.2005 tarihleri arasında bu kapsamdaki eylemlerin yeni Ceza Yasası bakımından daha genel nitelikteki T.C.K.106/1. fıkrasında tanımlanan tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, eski ve yeni Ceza Yasalarının şantaj hükümleri karşılaştırılıp, sanık lehine olduğu gerekçesiyle yeni Ceza Yasasının şantaj maddesinden hüküm kurulması,
2) 5237 Sayılı T.C.K.nın 7/2-3. madde ve fıkrasına göre suç tarihinde yürürlükte olmayan infaz rejimiyle ilgili bulunan ve sanık aleyhine sonuç doğuran anılan Kanunun 58. maddesi uyarınca sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleriyle tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy