(5237 S. K. m. 7, 50, 51) (765 S. K. m. 266) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 231) (YCGK 04.03.2003 T. 2003/9-24 E. 2003/20 K.)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecim yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
1- 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının zaman bakımından uygulanma başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında, Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. biçimindeki hükmün 1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümler açısından uygulanma yöntemine ilişkin ayrıntılar 5252 sayılı TCY'nin Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1. fıkrasında, 1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak TCK'nın lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği belirtilmiş olmasına karşın, bu düzenlemenin genel kural niteliği taşımadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle failin lehine olan yasa hükmünün uygulanabilmesi açısından hangi durumlarda duruşma açılarak yargılama yapılması gerektiğinin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Önceki ve sonraki yasa hükümlerinden hangisinin fail (sanık) lehine olduğunu saptamak için her bir somut olayı Y.C.G. Kurulunun 04.03.2003 gün, 2003/9-24 E, 2003/20 K. sayılı kararları doğrultusunda irdeleyerek;
1- Herhangi bir inceleme ve araştırmayı,
2- Kanıt tartışmasını,
3- Takdir hakkının kullanılmasını,
4- Sonraki yasayla değiştirilen suçun öğelerinin yeniden değerlendirilmesini,
gerektiren hallerde duruşma açılarak; belirtilen hallerin dışında ise, 5252 sayılı Yasanın 9/1 maddesi uyarınca lehe olan hükümlerin derhal uygulanabilmesi olanaklı bulunduğundan, evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verilmesi gerekir.
765 sayılı TCY'nin 266/3. maddesi uygulanarak cezalandırılmış olan hükümlü hakkında 5237 sayılı TCY'nin 50. ve 51. maddelerinin uygulanma koşullarının değiştiği de gözetilerek, 5237 sayılı TCY'nin sanığın lehine olup olmadığına ilişkin karşılaştırma ve öğe değerlendirmesi bir takdir hakkının kullanılmasını gerektirdiğinden duruşma açılarak karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa'nın 562. Maddesinin 1. Fıkrası ile CMY'nin 231/5. maddesinde öngörülen hükmolunan cezanın geri bırakılma sınırının iki yıla çıkarılması ve 2. fıkrası ile de 14. maddesindeki soruşturması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlarla ilgili koşulunun kaldırılması karşısında mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ve sanık A. K.'ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy