(5237 S. K. m. 43, 267, 269)
Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Bir aracın çalınıp yakılması olayı ile ilgili olarak 25.02.2008 tarihinde karakola çağrılıp bilgisine başvurulan 07.03.2008'de de tanık sıfatıyla C. Savcılığı'nda dinlenen sanığın, arkadaşları olan ve daha önce birlikte hırsızlık olaylara karıştıkları M.K. ve M.V.'ın kendisine aracı çalmaya kalkışıp başaramayınca parmak izi bırakmamak için yaktıklarını söyledikleri yolundaki açıklamasının 5237 Sayılı TCY.'nın 267/1. maddesi anlamında yetkili makamlara başvurarak, ihbar ve şikayette bulunmak suretiyle suç isnadı olarak kabul edilemeyeceği sanığın gerçeğe dönmesinin de arkadaşlarını cezadan kurtarmaya yönelik olabileceği ve tek başına iftira suçunu oluşturamayacağı, bu itibarla olayda iftira suç öğelerinin bulunmadığı gözetilmeden beraatı yerine hükümlülüğüne karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sonuç: 5237 sayılı TCY.'nın 43/2 ve 269/3-a maddelerinin uygulanma olasılığının tartışılmaması, Yasaya aykırı ve sanık R.Ç.'nin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy