(5237 S. K. m. 7, 53, 257) (5271 S. K. m. 223, 231, 326)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç gününe göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
A-) Sanık İ. K.'in mahkumiyetine ait hükme yönelik temyizde:
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre, suç tarihinin F. K.'un ihbarda bulunduğu 4.09.2001 olması karşısında, son soruşturma açılması kararının alındığı gün ile bu kararın Danıştay'ca onaylandığı tarihler arasında zamanaşımının durduğu göz önünde tutulduğunda, tebliğnamedeki zamanaşımının oluştuğuna ait görüş yerinde bulunmadığı belirlenmekle ve cezanın nitelik ve niceliğine göre duruşma isteminin de reddiyle yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen görevde yetkiyi kötüye kullanma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, tüm kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak şekilde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylem doğru olarak nitelendirilmesine karşın, suç çokluğu gözetilmemiş ve 5237 sayılı TCY'nın 53/5. maddesi uygulanmamış ise de karşı temyiz olmadığından bu kanuna aykırılıklar bozma sebebi yapılmamış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
1- 5237 sayılı TCY'nın 53/1-c madde ve fıkra ve bentinde belirtilen hak yoksunluğunun koşullu salıverme gününe kadar hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- CYY'nın 326/2. maddesi uyarınca iştirak halinde işlenen suçta, sanık sebebiyet verdiği yargılama gideri yerine bütün yargılama giderlerinden sair sanıklarla birlikte zincirleme biçimde sorumlu tutulması,
Yasaya aykırı, sanık İ. K. müdafiinin temyiz iddiaları bu sebeple yerinde görüldüğünden hükmün bozulmasına ancak bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun ve sonuç olarak,
1- Sanık hakkında 5237 sayılı TCY'nın 53/1-c madde ve fıkra ve bentinde belirtilen hak yoksunluğunun koşullu salıverme gününe kadar, TCY 53/1-a, b, d, e bentlerinde belirtilen hak yoksunluklarının ise infaz tamamlanıncaya kadar uygulanması,
2- Sanığın sebebiyet verdiği 55 YTL. Yargılama giderinin kendisinden tahsiline,
biçimindedüzeltilmek ve başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda düzeltilerek onanması,
B) Sanıklar C. C. ve Ö .K. S. hakkındaki hükümlere yönelik temyizlere gelince;
İleri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
CYY 223/8 madde ve fıkrasına aykırı olarak zamanaşımı sebebiyle davaların düşmesi yerine ortadan kaldırılmasına karar verilmesi;
Yasaya aykırı ve sanıklar C. C. ve Ö. K. S. müdafiinin temyiz iddiaları bu sebeple yerinde görüldüğünden hükümlerin bozulmasına, ancak bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak
Sanıklar C. C. ve Ö. K. S. hakkındaki davaların zaman aşımı sebebiyle düşürülmesi ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda düzeltilerek onanması;
c) E. C., A. O., R. M., Ü. A. ve Ö. Y.'a ait hükümlere yönelik temyizde ise;
İhbarın yapıldığı 4.9.2001 tarihine, son soruşturmanın açılmaması kararının alındığı gün ve bu kararın Danıştay'ca lüzümu muhakeme kararına dönüştürüldüğü tarihler arasındaki süre göz önünde tutulup tebliğnamedeki zamanaşımının dolduğuna ait görüş yerinde bulunmayarak yapılan incelemede;
Hükümlerden sonra 08.02.2008 gününde yürürlüğe giren ve TCY'nın 7/2 madde ve fıkrası uyarınca sanıklar yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile CYY'nın 231/5 madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve söz konusu 562. maddesinin 2. fıkrası ile de CYY'nın 231/14 madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar A. O., R. M., E. C., Ü. A. ve Ö. Y. müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşüncenin reddiyle başkaca yönleri incelenmeksizin hükmün bozulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 14.07.2009 gününde B bendinden oybirliği, A ve C bentlerinden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Sanıklar Ü. A., Ö. Y.; R. M., A. O. ve E. C. hakkında da esastan inceleme yapılması gerektiği görüşüyle;
Kamu davasını açan çerçevesini belirleyen 10.07.2002 tarih ve 2002/2 s. son soruşturmanın açılması kararı ile onu tamamlayan Danıştay 2. Dairesinin 19.9.2003 tarih ve 835-1811 sayılı kararının içeriği açısından incelendiğinde, sanıklar İ. K., Ü. A., Ö. Y., R. M., A. O., E. C.'ın kendilerine yüklenen kişilere heterologartifisyelinseminasyon (HAİ) uygulanması eylemi ile ilgili hangi düzenleyici işlemin yüklediği gerekliliklere aykırı davrandıkları açıklanarak, sanık İsmet Köker'in özel muayenehanesinden Üniversitenin ilgili bölümüne hasta sevk ederek orada sair sanıklara HAİ uygulaması yaptırması eyleminde ne gibi görev ifa ettikleri açıklanmadan (HAİ) uygulamasının, Çukurova Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında Öğretim Üyesi olmasından dolayı aynı yerde ihtisas öğrencisi olan sair sanıklar üzerinde haiz olduğu nüfuzu kötüye kullanma niteliğinde olup olmadığı tartışılmadan, bu nitelikte olduğu sonucuna varılırsa nüfuzu kötüye kullanmanın suç teşkil etmeyeceği gözetilmeden yetersiz gerekçeyle mahkumiyet hükümleri kurulması ve sanık R. M.'nun temyiz dilekçesine eklediği Fakülteden ayrılma gününe ait belge içeriğine göre dava zaman aşımı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan hükümlerin bozulması görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy