(5271 S. K. m. 170, 174, 223) (5237 S. K. m. 32, 57)
Dava: Mühür bozma suçundan şüpheli S.A. hakkında yapılan soruşturma sonucunda Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 4.12.2008 tarihli iddianamenin, 5271 sayılı C.Y.Y.nın 174/1-b maddesi uyarınca iadesine ilişkin Kırıkkale 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2008 gün ve 2008/503 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2008 tarihli kararının, Adalet Bakanlığı tarafından 16.2.2009 gün ve 7972 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.3.2009 gün ve 51340 sayılı tebliğnamesiyle Daireye gönderilen dava dosyası incelendi.
Tebliğnamede, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, soruşturma aşamasında şüphelinin akıl hastası olup olmadığı ve cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin olarak rapor aldırılmamasının iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı gibi, bu hususun yargılama evresinde mahkemesi tarafından da tamamlanabileceği gözetilmek suretiyle itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Karar: 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 174/1 maddesinde; Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a- 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b- Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, c- Önödemeye veya uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen, iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir. hükmü yer almaktadır.
İncelenen dosyada, Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüpheli S. A. hakkında, mühür bozma suçu nedeniyle düzenlenen iddianamenin, görevli mahkemece, suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenmesi nedeniyle iadesine karar verildiği görülmektedir. Mahkeme şüphelinin şizofreni hastası olduğunu belirtmesine karşın cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılmamasını suçun sübutuna etki eden mutlak bir delilin toplanmaması olarak değerlendirmiştir. 5237 sayılı T.C.Y.nın ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerden birisi olarak 32. maddesinde düzenlediği akıl hastalığının, suçun sübutuyla bir ilgisi bulunmamaktadır. Akıl hastası şüpheli hakkında kamu davası açılmayacağına ilişkin bir yasal düzenleme de yoktur. Aksine mahkemece yapılacak yargılama faaliyeti sonucu yükletilen suçu işlediği kesin biçimde saptanan akıl hastası sanık hakkında, C.Y.Y.nın 223/3-a maddesi uyarınca kusurunun bulunmaması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına ve 5237 sayılı T.C.Y.nın 32 ve 57. maddeleri gereğince güvenlik tedbirine hükmedilecektir. Anılan kararların verilebilmesi için öncelikle yükletilen suçun akıl hastası sanık tarafından işlenip işlenmediğinin mahkemece araştırılıp saptanması gerekmektedir. Akıl hastası olduğu iddia edilen şüpheli hakkında soruşturma aşamasında uzman hekim raporu aldırılması zorunluluğu bulunmadığından bu husus iddianamenin iadesi nedeni olarak kabul edilemez. Yapılan açıklamalara göre, iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazı inceleyen merciin verdiği ret kararı hukuka aykırıdır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, belirtilen nedenlerle yerinde görüldüğünden, mühür bozma suçundan şüpheli S. A. hakkında düzenlenen iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.12.2008 tarih ve 2008/534 D.İş sayılı kararın, 5271 sayılı C.Y.Y.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 01.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy