(5271 S. K. m. 231) (5237 S. K. m. 7, 106) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 191) (1412 S. K. m. 305, 306, 307, 308, 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316, 317, 318, 319, 320, 321, 322, 323, 324, 325, 326) (YCGK. 04.03.2003 T. 2003/9-24 E. 2003/20 K.)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
5237 sayılı Türk Ceza Yasasının zaman bakımından uygulanma başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında, Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. biçimindeki hükmün 1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümler açısından uygulanma yöntemine ilişkin ayrıntılar 5252 sayılı TCY. nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1. fıkrasında, 1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak TCK. nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği belirtilmiş olmasına karşın, bu düzenlemenin genel kural niteliği taşımadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle failin lehine olan yasa hükmünün uygulanabilmesi açısından hangi durumlarda duruşma açılarak yargılama yapılması gerektiğinin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Önceki ve sonraki yasa hükümlerinden hangisinin fail (sanık) lehine olduğunu saptamak için her bir somut olayı Y.C.G. Kurulunun 04.03.2003 gün, 2003/9-24 E., 2003/20 K. sayılı kararları doğrultusunda irdeleyerek;
1- Herhangi bir inceleme ve araştırmayı,
2- Kanıt tartışmasını,
3- Takdir hakkının kullanılmasını,
4- Sonraki yasayla değiştirilen suçun öğelerinin yeniden değerlendirilmesini,
gerektiren hallerde duruşma açılarak; belirtilen hallerin dışında ise, 5252 sayılı Yasanın 9/1 maddesi uyarınca lehe olan hükümlerin derhal uygulanabilmesi olanaklı bulunduğundan, evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verilmesi gerekir.
5320 sayılı CYY. Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasanın 8. maddesi ile, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CYY.nın 322. maddesinin dört, beş, altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ila 326. maddelerinin yürürlükte olduğu kabul edilmiştir. Bu madde hükmünün gönderme yaptığı 1412 sayılı CYY.nın 305. maddesinde ise ceza mahkemelerinden verilen hükümlerin temyiz olunabileceği belirtildikten sonra, temyiz edilemeyecek nitelikteki hükümler sayılmıştır.
Ancak, hangi kararların hüküm niteliğinde olduğu 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasına göre saptanmalıdır. Anılan Yasanın 223. maddesinde, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararlarının hüküm olduğu belirtilmektedir. O halde, 5252 sayılı Yasanın 9.maddesinin 1.fıkrasına göre, ister genel prensip uyarınca duruşmalı yargılamada, isterse ayrıksı yöntem olarak evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda verilmiş bulunsun, sonraki lehe yasa nedeniyle yapılan uyarlama yargılamasında verilen bu tür kararlar hüküm niteliğinde olduklarından, 1412 sayılı CYY.nın 305. maddesinde belirtilen istisnalar dışında kalan hükümlere karşı temyiz yasa yoluna başvurulabilecektir.
Yukarıdaki açıklamalar karşısında;
1- Somut olayda sonraki yasayla değiştirilen suçların öğelerinin ve yaptırımlarının yeniden değerlendirilmesi, erteleme sınırı içerisinde kalan cezaya ilişkin takdir hakkının kullanılmasının zorunlu bulunması karşısında uyarlama işleminin duruşma açılarak yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CYY.nın 231/14. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu,
3- Kabule göre de; silahlı zorlama eylemi nedeniyle sanık yararına olan 5237 sayılı TCY.nın 106/2. maddesi yerine, önceki ve sonraki TCY.'ların karşılaştırılması ilkesine aykırı olarak 765 sayılı TCY.nın 191/2. maddesinin uygulanması;
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ve hükümlü Erdal Meşen'in temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşüncenin kabulüyle sair hususlar incelenmeksizin hükümlerin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy