(2709 S. K. m. 40) (5237 S. K. m. 29, 43, 50, 58, 106) (YCGK. 18.09.2007 T. 2007/3-162 E. 2007/177 K.)
Dava: Tehdit suçundan sanık F. Z.'un, 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 106/1, 43/1, 29/1.maddeleri uyarınca 27 tarih hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın evvelce işlemiş bulunduğu suçtan dolayı Sakarya 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 18.05.2006 tarihli, 2005/774 esas, 2006/31 s. tekerrüre esas sabıkası bulunduğundan aynı Kanun'un 58/1-2-6. maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına dair Sakarya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.07.2008 günlü ve 2008/860 s. kararının Adalet Bakanlığınca 31.05.2010 tarih ve 2010/34412 s. yazısı ile kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.06.2010 tarih ve 2010/139637 s. tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede Dosya kapsamına göre, evvelce hapis cezasına ait hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının, 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 50/3. maddesindeki Daha önce hapis cezasının mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum edilen otuz tarih ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir hükmü uyarınca anılan maddenin 1.fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı biçimde karar verilmiş bulunulmasında isabet görülmemiştir. denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Karar: 5271 s. Ceza Muhakemesi Yasasının 309. maddesinin 1.fıkrasında "Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay'ca bozulması istemini, kanuni nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. hükmü yer almaktadır. Belirtilen maddede düzenlenen olağanüstü kanun yoluna başvurunun ilk koşulu hakim veya mahkeme tarafından verilen karar veya hükmün kesinleşmiş olmasıdır. Henüz kesinleşmemiş karar veya hükümler için bu kanun yoluna başvurulamaz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.9.2007 gün ve 2007/162-177 s. kararında ................Karar ve hükümlerde yer alan kanun yolu açıklamalarının, bu yola başvuru hakkı olan kişilere tam bir açıklıkla ifade edilmesi ve yanılgılara sebebiyet verilmemesi kanuni zorunluluktur. Anayasanın 4709 s. Kanunun 16. maddesi ile 03.10.2001 gününde değiştirilen 40. maddesinin 2. fıkrasındaki; devlet işlemlerinde ilgili kişilerin hangi yasa yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. 5271 s. C.Y.Y.'nın 232. maddesinin 6. fıkrasındaki; hüküm fıkrasında ............ yasa yollarına başvurma ve tazminat istemi olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmesi gerekir. 5271 s. C.Y.Y.'nın eski hale getirme başlıklı 40. maddesinin 2. fıkrasındaki; kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de kişi kusursuz sayılır. hükmü birlikte değerlendirildiğinde, Kanun koyucunun, hak sahibi olanlar yönünden kanun yolunun mercii, biçimi ve süresi bakımından hükmün yeterli olması ve keza her türlü yanıltıcı ifadeden uzak bulunması keyfiyetini önemsediği ortaya çıkmaktadır.............. Yapılacak işlem; kanun yolu açıklamasını, her türlü kuşkuyu kaldıracak ifadeyle sanığa duyuran.......... kanun yolu mercii, süresi ve yöntemini tam bir netlikle ifade eden yeni bir bildirimin, yöntemine uygun meşruhatlı tebligatla gerçekleştirilmesinin sağlanması, ............ gerekmektedir. denilerek kanun yoluna başvuru hakkının kullanılabilmesini sağlayacak tebligatın içeriği ve yöntemi açıklığa kavuşturulmuştur.
İncelenen somut olayda, mahkemece sanığın, katılanın ve katılan vekilinin yüzüne karşı verilen mahkumiyet kararının hüküm fıkrasında kanun yolu başvurusunun mercii, başvuru şekli, türü gösterilmiş ise de 7 günlük temyiz süresinin ne zaman başlayacağı belirtilmeyerek kanun yoluna başvuru hakkını kullanma konusunda tereddüde yol açılmıştır. Hükmü temyiz hakkı olup son oturumda hazır bulunan sanık ve katılan vekilinin yüzüne karşı okunup gerçekleştirilen yanıltıcı nitelikteki bildirimlerin hukuken geçerli kabul edilemeyeceği açıktır. Kanuni düzenlemeler ve Y.C.G.K.'nun içtihadı birlikte değerlendirildiğinde, katılan Aydın Demir vekili ile sanık F. Z.'a, mahkumiyet kararına karşı başvurabilecekleri temyiz kanun yolu süresinin ne zaman başlayacağını açıkça belirten yeni bir tebligat çıkarılarak, katılan ve sanığın kanun yoluna başvuru hakkını kullanmalarına olanak sağlanması gerektiği sonucuna ulaşılacağı kuşkusuzdur. Yapılan açıklamalara göre, sanık F. Z. hakkında tehdit suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği ileri sürülemeyeceğinden kanun yararına bozmaya konu olabilecek nitelikte bir hüküm de bulunmamaktadır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yukarda belirtilen sebeplerle yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 07.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy