(5237 S. K. m. 241) (5271 S. K. m. 160, 170)
Dava ve Karar: Tefecilik suçundan şüpheli E. A. hakkında yapılan soruşturma sonucunda eylemin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğundan bahisle Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/01/2010 tarihli ve 2010/1504 soruşturma, 2010/1516 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 12/03/2010 tarihli ve 2010/305 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 19.08.2010 gün ve 51837 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.08.2010 gün ve 201742 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede Dosya kapsamına göre, müştekilerin şüpheliden borç olarak 16/10/2008 tarihinde aldıkları 355.000,00 Amerika doları para karşılığı, bu para ile birlikte fazladan ödenen 60.000,00 Amerika dolarını şüpheliye 30/12/2008 tarihinde kadar ödeyeceklerine dair yapılan sözleşme ile ilgili eylemin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde, Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. hükmünün yer aldığı, anılan Kanunun 170/2. maddesinde ise Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler hükmüne yer verildiği nazara alındığında, şüpheli ile müştekiler arasında borç işlemi yapıldığına ilişkin dosyaya eklenen belgeler ile borç verilen miktarın fazlalığı ve tefecilik suçundan şikayette bulunulmuş olması dikkate alınarak eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 241. maddesinde Tefecilik başlığı altında düzenlenen Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır hükmü kapsamında kalıp kalmadığı araştırılarak, yapılacak soruşturma sonucuna göre şüpheli hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, gerekli ve yeterli inceleme yapılmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
5271 sayılı CYY'nın 170/2. maddesi uyarınca soruşturma sonucunda elde edilen delillerin, suçun işlendiği kokusunda yeterli şüphe oluşturması durumunda kamu davasının açılması zorunlu bulunmaktadır.
Yakınan vekilince, dosyada örneği bulunan 16.10.2008 tarihli sözleşme gereğince, yakınanların satın aldıkları taşınmazın bedelini ödemek amacıyla şüpheliden faiz karşılığında 355.000 Amerikan Doları borç para aldıklarını, bu parayı birkaç ay sonra 60.000 ABD Doları fazlasıyla ödeyeceklerini, ancak sözleşmede faizin gizlenmesi için bu paradan kar payı olarak söz edildiğini ileri sürerek şüphelinin tefecilikten yargılanmasını istemişler ve yapılan soruşturma sonunda Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığınca olayın hukuki uyuşmazlık niteliğinde bulunduğu belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş ve itiraz üzerine Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın reddine karar verilmiş ise de; yakınanların, iddialarının sözleşme ve icra takip dosyasındaki güvence olarak verilen çeklerle delillendirildiğinin ileri sürülmesi karşısında kamu davası açılması için yeterli şüphe nedenlerinin bulunduğu gözetilerek, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yakınanlar vekilince ileri sürülen iddialar hakkında şüphelinin ve sözleşmede adı geçen tanıkların anlatımları alınmaksızın, hiçbir soruşturma işlemi yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi nedeniyle itirazı inceleyen merciin itirazın kabulüne ve soruşturma yapılması için dosyayı C. Başsavcılığına göndermesine karar vermesi gerekirken, itirazın reddine karar vermiş bulunması yasaya aykırı görüldüğünden, 5271 sayılı CYY'nın 309/4-a. maddesi uyarınca; Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 12.03.2009 tarihli 305 değişik iş sayılı kararının YASA YARARINA BOZULMASINA, bozma doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, 23.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy