(5271 S. K. m. 209, 226, 232) (765 S. K. m. 404) (5237 S. K. m. 43, 191)
Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığa ek savunma hakkı verilmeden tekerrür hükümleri uygulanarak CMK'nın 226/1, tekerrür hükümlerinin uygulanması sırasında yasa maddesi gösterilmeyerek anılan Yasanın 232/6, sanığa delil olarak hükme dayanak yapılan belgeler okunmayarak aynı yasanın 209 uncu maddelerine aykırı davranılması,
2- Tekerrüre esas alınan mahkumiyetinin 765 sayılı TCK'nın 404 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan uyuşturucu madde kullanmak suçuna ilişkin olması; bu suçun 5237 sayılı TCK'nın 191 inci maddesinde düzenlenmesi ve koşulları oluştuğu takdirde davanın düşmesi seçeneğine de yer verilmesi nedeniyle, tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
3- Sanığın birden fazla görevliye direnmesi karşısında, TCK'nın 43 üncü maddesinin 2 nci fıkrasının uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ve sanık Y. B. ve Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleriyle tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 03.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy