(765 S. K. m. 40, 81, 298) (5237 S. K. m. 63)
Dava: Firar suçundan sanık M.'nın 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 298/2, 81/1-son maddeleri gereğince 1 yıl 1 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16.12.2003 tarihli ve 2002/92 Esas, 2003/138 sayılı ilamının infazı sırasında, adı geçenin Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/104 Esas sayılı dosyasında halen devam eden yargılama nedeni ile 31.08.2008 ve 24.12.2008 tarihleri arasında tutuklu kaldığı sürenin, infaz edilmekte olan 1 yıl 1 gün hapis cezasından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddesi gereğince mahsubuna ilişkin Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesi'nin 05.10.2009 tarihli ve 2009/32 Değişik iş sayılı kararma karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına dair Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nin 12.10.2009 tarihli ve 2009/328 Değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığı'nca 17.11.2009 gün ve 2009/65191 sayılı yazısı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08.12.2009 gün ve 2009/272100 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede Dosya kapsamına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 31.01.2006 tarihli ve 2006/1-14-7 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, tutuklu kalınan sürenin mahkumiyetten mahsup edilebilmesi için, mahsuba konu mahkumiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesinin yeterli olduğu gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Karar: 5237 sayılı T.C.Y.'nın 63/1 maddesinde, Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır. hükümleri yer almaktadır.
Y.C.G.K. 31.01.2006 tarih ve 2006/4-7 sayılı kararında yer alan ......1 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kaldırılmış bulunan 765 Sayılı Yasanın 40 ve yine aynı tarihte yürürlüğe girmiş bulunan 5237 Sayılı Yasanın 63. madde hükümlerinin benzer düzenlemeleri içermesi nedeniyle, halen mahsup konusunda geçerliliğini koruyan 06.03.1940 gün ve 5-68 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararı, bu karardaki ilkeler doğrultusunda gelişen yargı kararları ve öğretideki görüşler birlikte değerlendirildiğinde, mahsuba karar verilmesi için, tutuklu kalınan suçtan dolayı verilen kararın kesinleşme tarihinden önce bir başka suç veya suçların işlenmiş olması, tutuklamaya neden olan suçta tutuklu kalınan sürenin ikinci suç nedeniyle verilen cezadan fazla olması veya ikinci suçun beraatla sonuçlanması gerekmektedir. Burada önemli olan husus, mahsuba konu mahkumiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesi olup bunun da temel nedeni, sanığın daha önceden tutuklu kaldığı süreye güvenerek, yeniden bir suç işlemesine engel olmak düşüncesidir......... biçimindeki açıklamalar ışığında tutukluluk veya diğer şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran haller nedeniyle özgürlükten yoksun kalman sürenin, mahsubuna karar verilirken dikkate alınması gereken hususları, şöyle sıralayabiliriz:
1) Tutukluluk veya diğer şahsi hürriyeti sınırlayan hallerin, mahsup yapılacak mahkumiyete konu suça ilişkin olması zorunlu değildir.
2) Mahsuba konu mahkumiyete ait suç, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmelidir.
3) Tutukluluk kararı verilen suça ilişkin kamu davasının, mahkumiyet veya beraatla sonuçlanması mahsup kararı açısından önem taşımamaktadır.
İncelenen somut olayda, hükümlünün, 10.06.2002 tarihinde işlediği cezaevinden kaçma suçundan kesinleşmiş mahkumiyet hükmündeki 1 yıl 1 gün hapis cezasının infazı sırasında Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/104 Esas sayılı dosyasında tutuklu kaldığı sürenin mahsubuna karar verilmesi talebinde bulunduğu, Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesi'nin, Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'yle yaptığı yazışma sonucu hükümlünün, 30.08.2008 tarihinde işlediği iddia olunan cinsel saldırı ve hürriyetten yoksun bırakma suçlarından 31.08.2008-24.12.2008 tarihleri arasında tutuklu kaldığı anlaşılmaktadır. Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesi'nin, firar suçunun 10.06.2002 tarihinde işlendiği ve ağır ceza mahkemesindeki yargılamanın devam ettiği gerekçesiyle ağır ceza mahkemesinde yargılaması süren cinsel saldın ve hürriyetten yoksun bırakma suçlarına ilişkin tutukluluk süresinin, firar suçundan verilen cezadan 5237 sayılı T.C.Y.'nın 63. maddesi uyarınca mahsubuna karar verdiği görülmektedir. Asliye ceza mahkemesinin infaza ilişkin 05.10.2009 tarihli bu kararma karşı Cumhuriyet Savcısının yasal süresindeki itirazını inceleyen merci Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi, mahsubu talep edilen tutukluluk süresine konu suçun, infazı yapılmakta olan cezanın kesinleşmesinden sonra işlendiği ve 5237 sayılı T.C.Y.'nın 63. maddesindeki koşulların somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle itirazın kabulüne ve Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesi'nin mahsup kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Merci kararının gerekçesi hukuken isabetli değildir. Ağır ceza mahkemesinin kabulünün tersine mahsuba konu mahkumiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesi yeterlidir, incelenen somut olayda tutuklu kalınan suçtan dolayı yapılan yargılama sürmekte olup henüz bir karar verilmemiştir. Cezaevinden kaçma suçu tutuklu kalınan cinsel saldın ve hürriyetten yoksun bırakma suçlarına ilişkin davada henüz bir karar verilmeden önce işlenmiştir. 5237 sayılı T.C.Y.'nın 63. maddesindeki koşulun gerçekleştiği açıktır. Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nin itirazın kabulüne ilişkin kararı hukuka aykırıdır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görüldüğünden,
Sonuç: Cezaevinden kaçma suçundan hükümlü Mustafa hakkında Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nce itiraz üzerine kesin nitelikte verilen 12.10.2009 gün ve 2009/328 D. İş sayılı kararın, C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin itiraz mercii tarafından yerinde tamamlanmasına, 26.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy