(5237 S. K. m. 52, 62, 289) (2004 S. K. m. 88, 358) (818 S. K. m. 468) (YCGK. 13.06.2006 T. 2006/10-151 E. 2006/157 K.)
Dava: Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık Z. G.'nun 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 289/1, 62/1, 52/1-2 nci maddeleri gereğince 1.500 yeni Türk lirası ve 80 yeni Türk lirası adlî para cezalarıyla cezalandırılmasına dair Küçükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 27.10.2008 tarihli ve 2007/1241 esas, 2008/1024 Sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 22.4.2011 gün ve 2010/21329 Sayılı yazısıyla yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.06.2011 gün ve 2011/196626 Sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede Dosya kapsamına göre;
1- Sanığın savunmasında iş yerinde bulunan hacizli bilgisayarları bir ara onarım için gönderdiğini, ancak halen tamamının elinde olduğunu ileri sürmesi ve haciz tutanağında iş yerinde haczedilip kullanıldığı hal ve şekliyle sanığa yediemin olarak teslim edilen bilgisayarların onarım amacıyla geçici olarak iş yerinde bulunmamasının, teslim amacı dışında tasarruf etme niteliğinde görülemeyeceğinden, hacizli malların adreste amaca uygun olarak muhafaza edilip edilmediğinin araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Haczedilerek sanığa yediemin olarak teslim edilen malların kendisine ait olduğu anlaşılmakla cezasından 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 289 uncu maddesinin 1. fıkrasının son cümlesi uyarınca indirim yapılmayarak sanık hakkında fazla cezaya hükmolunmasında,
isabet görülmemiştir. denilmektedir.
Gereği düşünüldü:
Karar: Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu, fail açısından yapılan sınıflandırmaya göre özgü bir suçtur. Bu suç ancak yasal düzenlemede belirtilen hukuki ve fiili nitelikleri taşıyan kişiler tarafından işlenebilir. Özgü suçların failleri belirli bir yükümlülük altında bulunmaktadır. Bu sebeple özgü suçlar doktrinde yükümlülük suçları olarak da adlandırılmaktadır. 5237 Sayılı T.C.Y.'nın 289 uncu maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun faili, kendisine rehinli veya hacizli veya herhangi bir sebeple elkonulmuş malın resmen teslim edildiği kişidir. Hukuk uygulamasında bu kişiler yediemin olarak anılmaktadır. Yedieminin, suçun yapısı ve görevlendirilmesinin dayanağını oluşturan ilgili yasalardan kaynaklanan bazı yükümlülükleri vardır. İcra ve İflas Yasası hükümleri uyarınca yürütülen takipler sebebiyle gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında yediemin olarak görevlendirilen kişinin, İ.İ.Y.'nın 88. ve 358. ile halen yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Yasasının 468 inci maddeleri içeriğinden saptanan yükümlülükleri şunlardır: 1) Kendisine resmen teslim edilen malı/malları saklamak, korumak ve olduğu gibi (aynen) bırakmak. 2) Resmen teslim işlemini gerçekleştiren yetkili organ istediğinde hacizli malı kendisine teslim edilen yerde geri vermek veya hazır etmek. Belirtilen yükümlülükler aynı zamanda T.C.Y.'nın 289 uncu maddesinde öngörülen teslim amacını oluşturmaktadır.
İncelenen dosyada yer alan iddianameye göre, sanığa yediemin olarak teslim edilen malların muhafazası için teslimin yapıldığı adrese gidildiğinde, hacizli malların yerinde olmadığı tespit edildiği ve böylece sanığın muhafaza görevini kötüye kullandığı iddiasıyla kamu davası açıldığı görülmektedir. Sanık 15.10.2008 tarihli savunmasında haczedilen bilgisayar ekranı, kasası, klavyesi ve yazıcısını geçici süreyle tamirciye gönderdiğini ve şu anda elinde olduğunu belirtmiştir. Mahkemece hacizli malların aynen mevcut olduğuna dair savunmanın doğruluğu araştırılmamıştır. Dosya içerisinde sanığın teslim amacına dolayısıyla yukarda belirtilen yükümlülüklerine aykırı bir tasarrufunun bulunduğu hususunda herhangi bir tespit yoktur. Bu durumda suçun maddi unsurunun oluştuğu kabul edilemeyecektir. Mahkemece suçun teslim amacına aykırı tasarrufta bulunmaktan ibaret maddi unsurunun somut olayda gerçekleştiği kesin biçimde saptanmadan kurulan mahkumiyet hükmünün, hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Yasa yararına bozma isteğinde yer alan diğer bozma nedenine gelince; Y.C.G.K.'nun 13.06.2006 tarih ve 2006/151-157 Sayılı kararında,
... Öte yandan, yasa yararına bozma kurumu, kesin hükmün otoritesini etkileyen, ileri sürülen hukuka aykırılıkların saptanmasıyla sınırlı ve bu aykırılıkların savunma hakkını kısıtlama veya kaldırma sonucunu doğurduğu yahut hükmü etkilediğinin belirlenmesi durumunda, hükmün bu nedenlere dayalı olarak bozulmasını gerektiren, olağanüstü yasa yoludur. Yargıtay'ın olağan yasa yolu olan temyiz denetimi sırasında yasaya ve yargısal kararlara dayalı olarak gerçekleştirdiği uygulamaların tümünün, yasa yararına bozma kurumunda da geçerli olduğu söylenemez. Dolayısıyla, Yargıtay'ın öğretici ve yol gösterici niteliği gereği temyiz denetimi sırasında uyguladığı kabule göre bozma yöntemine, istisnai ve olağanüstü bir yol olan yasa yararına bozma istemi üzerine yapılan incelemede başvurulması sistemin özüne aykırıdır. Özel Daire kararı bu yönüyle de isabetli bulunmamıştır...,
Denilerek olağanüstü nitelikte bir yasa yolu olan yasa yararına bozmanın kapsamı açıklığa kavuşturulmuştur. Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma başvurusunda yer alan (2) numaralı nedenin kabule göre bozmanın konusunu oluşturduğu ve esastan incelenemeyeceği konusunda kuşku bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, hacizli malların sahibi olan sanık hakkında T.C.Y.'nın 289/1-son madde ve fıkrasında öngörülen indirimin uygulanması gerektiğine dair düşünce kabule göre bozma nedeni kapsamında kaldığından, Adalet Bakanlığının bu hususa yönelik yasa yararına bozma isteğinin reddine, ancak suçun maddi unsuruyla ilgili istem yerinde bulunduğundan,
Sonuç: Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık Z. G. hakkında, Küçükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesince 27.10.2008 tarih ve 2007/1241-2008/1024 sayıyla verilip temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararın, C.M.K.'nın 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, anılan yasa maddesinin 4-d fıkrası gereğince; hükümdeki hukuka aykırılığın sanığa verilen cezanın kaldırılması suretiyle giderilmesi gerektiğinden, sanığın muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan beraatine, 05.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy