(5237 S. K. m. 50, 52, 62, 289)
Dava: Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık Y. G.'in, 5237 Sayılı T.C.K.nın 289/1, 289/1-son cümle, 62, 50/1-a ve 52/2 nci maddeleri uyarınca 740.00 ve 20,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına dair Lüleburgaz 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 3.11.2009 tarih ve 2007/413-2009/166 Sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 26.9.2011 gün ve 48819 Sayılı yazıyla yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2011 gün ve 292228 Sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: Yedieminlik kurumunun yediemine yalnızca kendisine teslim edilen hacizli malı saklama ve iade etme yükümlülüğü yüklediği, yedieminin satıp yerine götürme yükümlülüğünün bulunmadığı, sırf hacizli malın satıp yerine götürülmemesinin suçun maddi öğesini oluşturmaması karşısında, atılı suçun da oluşmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir. denilmektedir. Gereği düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyada, borçlu sanığa ait malların 26.7.2005 tarihinde haczedilerek, yediemin sıfatıyla sanığa bırakıldığı, 1. açık artırmanın yapılacağı 2.11.2005 tarihinde hacizli malların satış yerine götürülmesi hususunun 17.11.2005 tarihinde sanığa yöntemince tebliğ edilmesine karşın, malları satış yerine götürmemesi üzerine suç duyurusunda bulunulması akabinde hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan dava açılmıştır. Dosyada kapsamından hacizli malların teslim amacı dışında tasarruf edildiğine dair ikrar, tespit veya benzeri herhangi bir delilin bulunmaması karşısında, vedia sözleşmesinin bir türü olan yedieminlik kurumunun, yediemine yüklediği muhafaza ve iade görevinin, yalnızca kendisine teslim edilen yerde saklama ve iade etme yükümlülüğünden ibaret olup hacizli malı satış yerine götürme gibi sorumluluğunun ise bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu doğrultudaki Dairemizin içtihatları uyarınca muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun hukuka aykırılık öğesinin oluşmadığı kabul edilmektedir. Ancak. Mahkemece hacizli malların satış yerine götürülmediği gerekçesiyle suçun oluştuğu kabul edilip cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dolayısıyla verilen mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğu açıktır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği istem yazısındaki düşünce yerinde görüldüğünden, muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık Y. G.'in, 5237 Sayılı T.C.K.nın 289/1, 289/1-son cümle, 62, 50/1-a ve 52/2 nci maddeleri uyarınca 740,00 ve 20,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına dair Lüleburgaz 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 3.11.2009 tarih ve 2007/413-2009/166 Sayılı kararının C.M.K.nın 309 uncu maddesi uyarınca BOZULMASINA, hükümdeki hukuka aykırılık sanığa verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, anılan yasa maddesinin 4-d fıkrası gereğince, sanığın yükletilen suçtan beraatine, 23.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy