(5237 S. K. m. 7, 43, 44, 50, 51, 106, 170) (5271 S. K. m. 231)
Dava: yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Sanıkların, katılanların işlettiği bara gece vakti tüfekle ateş etmesi şeklindeki eylemin. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 6.7.2010 tarih ve 8-51/162 Sayılı kararında belirtildiği üzere hukuki anlamda tek fiil olduğu ve tek fiil ile hem silahlı tehdit hem de genel güvenliği tehlikeye sokma suçunun meydana geldiği, 5237 Sayılı T.C.K.nın 44. maddesi gereğince daha ağır cezayı gerektiren 5237 Sayılı T.C.K.nun 106/2-a-c, 43 maddesinde tanımlanan silahlı tehdit suçundan hüküm kurulması gerekirken, aynı Kanun'un 170/1-c bendinde tanımlanan suçtan hükümlülük kararları verilmesi,
2) Sanık A. N. A.'nın, savunmasında katılanla ortak olduğunu, parasını vermeden ortaklık sözleşmesini iptal etmek istediklerini, olaydan bir gün önce kendisini tehdit ve hakaret ettiklerini, işyerinden çıkarttıklarını savcılığa dilekçe vererek şikayetçi olduğunu beyan etmesi karşısında, savunmanın doğruluğu araştırılarak haksız tahrik indirimi uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması.
3) Her ne kadar birlikte uygulanma olasılıkları yok ise de, T.C.K.nun 50. maddesi uyarınca sanıklara verilen kısa süreli hapis cezasının kişiliklerine, sosyal ve ekonomik durumlarına, yargılama sırasındaki pişmanlığa ve suçun istenmesindeki özelliklere göre seçenek yaptırımlara çevrilip çevrilmeyeceğinin veya 51. maddeye göre yargılama sürecinde gösterilen pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işleyip işlemeyecekleri konusunda mahkemede oluşan kanaate göre cezaların ertelenip ertelenmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık A. N.A. sabıka kaydında yer alan eski mahkumiyetinin silinme koşullarının oluştuğu gözetilmeden yeterli ve yasal olmayan gerekçeyle T.C.K.nin 50 ve 51. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4) 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve T.C.K.nın 7/2 madde ve fıkrası uyarınca sanık A. N. A. yararına olan 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile C.M.K.nın 231/5 madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve söz konusu 562. maddesinin 2. fıkrası ile de C.M.K.nın 231/14 madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, 6008 Sayılı yasa değişikliği de göz önüne alınarak mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık O. S. müdafii ve sanık A. N. A.'nın temyiz nedenleriyle tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA, karşı temyiz bulunmaması sebebiyle 1 numaralı bozma yönünden ceza süresi itibariyle sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine. 24.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy