(5237 S. K. m. 289)
Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) 5237 sayılı TCK'nın 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun failinin, yediemin olarak aldığı hacizli malları aynen saklayarak koruma ve yetkili merci tarafından istenildiğinde kendisine teslim edilen yerde aynen iade etmekle yükümlü olduğu, yediemin olarak teslim edilen malların, tebligata rağmen satış yerine götürülmemesinin, teslim amacı dışında tasarrufta bulunma sayılamayacağı, iddianamede; teslim edilen malları satma, yok etme, kaybetme gibi teslim amacı dışında tasarrufta bulunulduğu da iddia edilmediğine göre, yediemin sanığın, hacizli malı icra dairesi tarafından belirlenen gün ve saatte satış yerine götürmemesi biçimindeki davranışının teslim amacı dışında bir tasarruf olarak değerlendirilip hükümlülüğüne karar verilmesi,
2) Kabule göre de;
Sanığın, hacizli malların halen kendisinde olduğunu savunması karşısında savunmanın doğruluğu araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik kovuşturma ile hükümlülük kararı verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanık M. B. müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy