(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 231) (5237 S. K. m. 7, 29, 125) (YCGK 03.02.2009 T. 2008/11-250 E. 2009/13 K.)
Dava: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Sanıkların hakaret suçlarında; 5271 Sayılı C.M.K.nın 5560 Sayılı Yasayla değişik 231/5. maddesi uyarınca, mahkemece hükmolunan ceza ,bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına dair ise, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; sanığın, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması, sanığın kişilik özellikleriyle duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi ve nihayet sanığın kabulü gerekmektedir. Maddenin 6/c fıkrasında belirtilen zarar kavramı ise, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 Sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamamaktadır.
İncelenen dosyada, sanıklara yükletilen hakaret suçunun mağdurlarının, ne şekilde maddi nitelikte bir zararının olduğu açıklanarak sanığın hukuksal durumunun, belirtilen yasal ölçütlere göre değerlendirilmesi yerine suçun işlenmesiyle meydana gelen zararın giderilmemiş olması şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2) Sanıkların tehdit eylemlerinde; 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve T.C.K.nın 7/2 madde ve fıkrası uyarınca sanık yararına olan 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile C.M.K.nın 231/5 madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve anılan Kanunun 2. fıkrası ile de C.M.K.nın 231/14 maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı suç olması koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu,
3) Anayasanın 141/3, 5271 Sayılı C.M.K.nın 34/1,230/1 1412 Sayılı C.M.K.nın 308/7. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının, sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet Savcısını ve de herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması Yargıtay'ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapması ve bu açıdan gerekçelerde disiplin işlemini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların iddia, savunma ve varsa tanık anlatımlarına dair değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, belirsiz, kapalı ve duraksamalı söylemlerden kaçınılması, suçun yasal öğeleri ve kabul edilen olayların gösterilmesi gerekirken, bu ilkelere uyulmadan sanık Y. O.'un yetersiz gerekçeyle hükümlülüğüne karar verilmesi,
4) Kabule göre,
a) Sanık O. S.'ın diğer sanığın hakaret ve tehditleri sebebiyle atılı suçu işlediğini savunması karşısında haksız kışkırtma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
b) Sanıklara alt sınırdan ceza verilmesine karşın denetim süresinin üst sınırdan belirlenmesi suretiyle çelişkiye yol açılması,
Sonuç: Yasaya aykırı ve katılan sanık Y. O. müdafiinin temyiz nedenleriyle tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy